Ahmed eş-Şara’nın Kürtler ve SDG üzerine söylediklerine şerhler

18.01.2026 medyascope.tv

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Mesut Barzani’nin en küçük oğlu Mustafa Barzani’nin sahip olduğu Arapça yayın yapan Erbil merkezli Şems TV’ye kapsamlı bir röportaj verdi. Fakat kanal yönetimi, muhtemelen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden gelen bir talimatla röportajı yayınlamaktan vazgeçti. Bunun üzerine Suriye devlet televizyonu bu röportajdan bazı bölümleri yayınladı.
Türkmen gazeteci İbrahim Bozan bu bölümlerin Türkçe çevirisini X’ten yayınlayıp paylaştı. Onun çevirisini esas alarak bazı notlar aktarmak istiyorum. Bu yazıyı dün yayınlanan “Ahmed eş-Şara hakkında aykırı düşünceler” başlıklı yayınımla birlikte düşünürseniz sevinirim:

SDG’nin meşruiyeti
Şara: “Ben şahsen, SDG’nin tüm Kürt bileşenini temsil ettiği yönündeki görüşe inanmıyorum. Ayrıca Kürt bileşeninin kendi içinde iç görüş ayrılıkları bulunmaktadır ve hepsi SDG’nin ideolojisi ve yapısı etrafında birleşmiş değildir.”
Doğru olabilir, ama SDG’nin bir tarihi var. Ve bu tarihte hem IŞİD’e karşı savaş, hem de bulunan coğrafyayı yönetme deneyimi var.
Diğer yandan Şara ve onun örgütü HTŞ tüm Sünni Arapları kesinlikle temsil etmiyor. Ve kendi içlerinde de çok ciddi görüş ayrılıkları olduğunu da biliyoruz.

“Dış güçler”
Şara: “SDG’nin Kandil ile olan bağları da, ne kadar inkâr edilirse edilsin, açık ve aleni bir gerçektir. Gerçek karar alma mekanizması, SDG içindeki askerî ve güvenlikçi yapıların elindedir ve tüm düşünce sistemi askerî ve güvenlik meseleleri etrafında şekillenmektedir.”
Gençlik yıllarında Irak’a savaşmaya gitmiş, oradaki Amerikan esir kamplarında yıllarını geçirmiş; Suriye iç savaşında dünyanın dört bir tarafından gelmiş cihatçılarla birlikte mücadele etmiş biri olan Şara’nın Kürtler arasında organik ya da inorganik ilişkileri “Suriyelilik” bağlamında kriminalize etmeye çalışması manidar.
Mevcut Suriye ordusunda üst düzeylerde bile çok sayıda “yabancı” bulunurken -belki yakın zamanda kendilerine vatandaşlık verilmiştir-, Dürzilere, Alevilere, Kürtlere yönelik operasyonlarda yaptıklarını büyük keyifle videolara kaydedip paylaşan onca “yabancı” varken herkesin bildiği Kandil bağlantısını ortaya atmak çok ikna edici değil. 

Temsiliyet sorunu
Şara: “Vatandaşlık hakları, parlamentoya katılım, egemen ve üst düzey devlet makamlarında görev alma gibi haklar da kota ya da paylaştırma esasına değil, liyakat ilkesine dayanmalıdır.”
Köklü bir demokrasi geçmişi olan ülkeler için belki geçerli olabilecek bu yaklaşımı Suriye’ye uyarlamaya çalışmak hiç gerçekçi gözükmüyor. Nitekim Saddam sonrası Irak’ta birçok alanda kota ya da paylaştırma yoluna gidildi. Zira “liyakat”ı temel aldığınızda kimin “layık” olduğuna genellikle “layık” olanlar değil sayıca çok olanlar karar verir.
Nitekim Şara, SDG denetimindeki bölgeden söz ederken “Bu bölgede gıda, su ve enerji kaynakları bulunmaktadır ve aynı zamanda burada çok sayıda Arap aşireti yaşamaktadır. Nüfus yapısı açısından bakıldığında, Kuzeydoğu Suriye’de Kürt bileşeninin oranı yaklaşık yüzde 12–15’i geçmemektedir” diyerek işin içine hızla “liyakat”ı değil “nüfus”u katıyor.

IŞİD ile mücadele
Şara: “Kürtler devrim sürecinde de, diğer halk kesimleri gibi çeşitli zulümlere maruz kalmıştır. Bu zulümler, gerek IŞİD tarafından ki biz onlarla kanlı bir savaşa girdik, gerekse disiplin ve hukuki bağlılığı yeterli olmayan bazı silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilmiştir.”
Kamuoyu, Şara’nın yönetimindeki İslamcı grupların IŞİD ile mücadelesi konusunda pek fazla bir bilgiye sahip değil. Buna karşılık özellikle Batı kamuoyu ve Batılı devlet yöneticilerinin aklına Suriye’de IŞİD ile mücadele denince ilk olarak, hatta yalnızca Kürtler ve SDG geliyor. Suriye iç savaşı boyunca Kürtlerin bu kadar etkin hale gelmesi ve geniş bir coğrafyayı kontrol etmesi sadece iç savaşın tarafı olmayarak değil, aynı zamanda IŞİD’e karşı mücadele ederek, bu mücadele sırasında ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle işbirliği yaparak gerçekleşti.
SDG’ye Batı desteğini kesmek ya da azaltmak için ortaya atılan IŞİD’li esirlerin bulunduğu kampların yönetimini üstlenme ve örgütle SDG’den daha etkili mücadele etme vaatleri şu ana kadar pek rağbet görmedi, bundan sonra ne olacağı belirsiz.
 
Kürtlerle dayanışma
Şara: “Ben şahsen de, mübarek Suriye Devrimi süresince, Kürt bileşenini korumak adına elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Her ne kadar Kürtlerin yaşadığı bazı bölgeler, bizim kontrolümüzde olan kuzeybatı Suriye'de olmasa da, o dönemde yapabileceğim her şeyi yaptım. Hatta bu tutumum, o süreçte gücümün yetmeyeceği ölçüde karşı koyamayacağım bazı güçlerle çarpışmama/ karşı karşıya gelmeme yol açtı.
Buna rağmen, elimden geleni yaptım ve bu durum, o bölgelerdeki Kürt halkının da tanıklığıyla sabittir.”
Suriye’deki iç savaşı olabildiğince çok kaynaktan, yakından takip etmeye çalışan bir gazeteci olarak Şara’nın bu söylediklerini teyit edecek herhangi bir şey hatırlamıyorum. Ben atlamış olabilirim ancak Suriye’deki Kürt kaynaklarında da bu konuda herhangi bir atıfa rastlamadım.

Kürtlerin yeni devlete entegrasyonu
Şara: "Kürt bileşeni, Suriye toplumsal yapısıyla zaten entegre olmuş durumdadır. Bugün Şam’ın merkezinde Kürt nüfusun yaşadığı mahalleler bulunmaktadır; bu insanlar Suriye toplumuyla iç içe yaşamaktadır, üniversitelerde eğitim görmektedir. Günümüzde Suriye hükümeti içinde de Kürt bileşeninden isimler yer almaktadır. Örneğin, Eğitim Bakanlığı gibi en önemli bakanlıklardan birinde Kürt bileşeninden bir bakan görev yapıyor.”
Bu tür söylemleri Türkiye’de de yıllardır duyuyoruz ve Kürt sorunu yıllardır varlığını koruyor. “Zaten sorun yok” anlamına gelecek böyle bir önermenin tek kanıtı olarak 20’yi aşkın kişiden oluşan kabinedeki tek Kürdü, Afrinli Muhammed Abdurrahman Turko’nun gösterilmesi manidar. 

Kürtlerin hakları
Şara: “Mazlum Abdi’ye, ‘eğer Kürt bileşeninin hakları için mücadele ediyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü Kürt bileşeninin hakları korunmuştur ve anayasa ile de güvence altına alınacaktır’ dedim. Vatandaşlık hakları, yönetime katılım hakkı ve Kürt bileşeninden subayların Suriye ordusunda yer alması gibi hususlar temel haklardır.”
Öncelikle, Şara’nın cuma gecesi, Deyr Hafir operasyonu öncesinde bir kararnameyle Kürtlere ana dilde eğitim, vatandaşlık gibi hakları verdiğini hatırlatalım. Ama esas tartışmanın Kürtlerin “adem-i merkeziyetçilik” talebi nedeniyle çıktığını unutmayalım.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
18.01.2026 Ahmed eş-Şara’nın Kürtler ve SDG üzerine söylediklerine şerhler
17.01.2026 Ahmed eş-Şara hakkında aykırı düşünceler
16.01.2026 “Ya sev ya terk et”ten “Furkan günlerindeyiz, safınızı doğru seçin”e
15.01.2026 İran’da rejim değişikliği ihtimali Türkiye’deki İslamcıları da böldü: Kaygı, korku ve çelişkiler
14.01.2026 Roj Girasun ile söyleşi: Halep’ten sonra Suriye’nin ve Türkiye’deki çözüm sürecinin geleceği
14.01.2026 Hangi Öcalan?
13.01.2026 Dr. Ezgi Uzun Teker ile söyleşi: İran’da rejim mi değişecek yoksa rejim kendisini mi değiştirecek?
13.01.2026 “Palyaço Ruşen”
12.01.2026 Silivri’deki anahtar olayı ve bir özür
11.01.2026 Halep’te yaşananlar Türkiye’deki çözüm süreci hakkında bize neler öğretti?
18.01.2026 Ahmed eş-Şara’nın Kürtler ve SDG üzerine söylediklerine şerhler
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı