Vahap Coşkun ile söyleşi: “İki CHP’nin bir arada durabilme ihtimali giderek azalıyor”

09.06.2026 medyascope.tv

9 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Vahap Coşkun'la birlikteyiz. Vahap, merhaba.
Vahap Coşkun: Merhaba.

Ruşen Çakır: Seninle birkaç gün Süleymaniye'de birlikteydik. Biraz çileli bir yolculukla da geri döndük ve döner dönmez CHP olayının içine düştük. Ama zaten Süleymaniye'de de dönüp dolaşıp CHP konuşuyorduk aramızda biliyorsun. Bugün yaşananlar seni şaşırttı mı?
Vahap Coşkun: Yok şaşırtmadı. Yani butlan kararı çıktıktan sonra iki CHP'nin oluştuğunu söylemiştik. Bugün yaşananlar da bu iki CHP arasındaki mücadelenin giderek daha da sertleşeceğine işaret ediyor birinci olarak. İkinci olarak da bu iki CHP'nin artık bir arada durabilme ihtimalinin de giderek azaldığına işaret ediyor. Çünkü tarafların kullandıkları dil herhangi bir şekilde bir uzlaşmaya kapı aralayan bir dil değil. Tam aksine uzlaşmayı bertaraf eden, köprüleri atmaya yakın bir dile dönüşüyor. Muhtemelen önümüzdeki günlerde bu dil daha da sertleşecek. O nedenle yaşananlar sürpriz değildi.

Ruşen Çakır: Peki, şimdi Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını dinlediğini ya da okuduğunu düşünüyorum. Kısa bir konuşmaydı aslında ve ağırlıklı olarak da parti içi meselelerdi. Ama parti içi olmayan meselelere de kısa da olsa değindi. Mesela Kürt sorunu, ‘‘Bu Meclis’te çözülür diyen hep bizdik’’ dedi. İşte ‘‘beşli çete’’ dedi. Bir de CHP'nin yurt dışında şikayet etmesi, ki bu Erdoğan'ın söylemi biliyorsun, bundan şikayet etti vesaire. Sen bu konuşmada bir Kılıçdaroğlu vizyonu, CHP vizyonu gördün mü?
Vahap Coşkun: Yok. Böyle bir vizyon yok. Yani söylenen sözler de aslında her zaman söylenen jenerik sözler. ‘‘Kürt meselesinin parlamentoda çözülmesini istiyorduk,’’ bu 1990'lı yıllardan itibaren CHP geleneğinin söylediği bir söz. Türkiye'yi dışarıya şikayet etmek iktidar çevrelerinin öteden beri kullandıkları bir sözü ifade ediyor. CHP'nin mevcut yönetimine yönelik olarak bir dış politikalarının olmadığı, herhangi bir vizyona sahip olmadıkları yönündeki eleştiri de yine genel olarak kamuoyunda bilinen bir eleştiri. Peki buna dair CHP'yi, yeni bir CHP'yi, CHP'nin bir vizyonunu ortaya koyan bir söz var mıydı? Yoktu. Aslında bu söz de beklenmiyor. Çünkü şu anda CHP'nin Türkiye'ye bir vizyon sunmaktan ziyade, Kılıçdaroğlu'nun Türkiye'nin önüne bir yol haritası koymasından ziyade CHP'de ne yapacağı önemli. Yani CHP'yi ne yapacağı önemli. O nedenle asıl odaklandığı noktada bu söylemini de bunun üzerine inşa ediyor. Söyleme baktığımızda dikkat çeken birkaç unsur var. Bunlardan bir tanesi arınma. Şimdi kimden arındıracak CHP'yi? Özel ve İmamoğlu ekibinden arındıracak. Bunu net bir şekilde ifade ediyor ve bunu ifade ederken de aslında iktidarın kullandığı kavram setini olduğu gibi kullanıyor. İşte FETÖ iddialarından tutun pavonda kurultay yapılmasına kadar bütün bu iddiaları olduğu gibi kullanıyor. Dolayısıyla burada önümüzdeki dönemlerde İmamoğlu ve Özel’e yakın olan isimlerle daha sert bir mücadeleye gireceğini öngörmek mümkün. İkincisi, ‘‘bir kurultay yapacağım’’ diyor ama kurultayı ne zaman yapacağına dair herhangi bir tarih vermiyor. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu burada süreci zamana yayma, zaman içerisinde bir sükûneti sağlama ve bunun üzerinden kendi yapısını kurma yoluna gidiyor. Bir sağduyudan bahsediyor veya mesajlarında işte CHP'nin herkesin evi olduğunu söylüyor ama kullandığı dil herhangi bir sağduyuyu hakim kılacak bir dil değil. Dolayısıyla bence Kılıçdaroğlu'nun bugün kullanmış olduğu söylem, Türkiye'ye bir vizyon sunmayı bir tarafa bırakın CHP içerisinde sorunu çözecek bir söylem değil. Kılıçdaroğlu'nun geçmiş performansından da geriye düşen bir söylem bu. Çünkü Kılıçdaroğlu'nu klasik CHP'den ayıran en önemli unsurlardan bir tanesi işte siyaset alanını genişletmesi, farklı kesimlere de hitap eden bir dil kurmasıydı. Oysa burada son derece sert, son derece dar çizgici bir söylemle karşı karşıyayız. Bu söylemin CHP için de Türkiye için de ortaya koyduğu şu an itibarıyla bir vizyon yok.

Ruşen Çakır: Peki, Özgür Özel cephesine baktığında ne görüyorsun? Şu ana kadar partiden ayrılmama ya da mümkün olduğu kadar parti içerisinde kalma çabaları vardı. Bugün Kılıçdaroğlu'na daha sert laflar ettiğini gördük. Ama baktığım zaman, gerek Meclis’e gelen destekçilere baktığımız zaman, diğer şeylere baktığımız zaman, moral üstünlük onlarda sanki. Yanılıyor muyum?
Vahap Coşkun: Elbette. Şimdi özellikle ben mutlak butlandan bugüne kadar kurduğu söyleme baktığımda öne çıkan üç temel hususun olduğunu görüyorum Ruşen abi. Bunlardan bir tanesi ‘‘biz haklıyız’’ vurgusu. Yani, ‘‘Biz seçimle geldik. CHP'nin vicdanını yansıtan delegenin oylarıyla geldik. Dolayısıyla herhangi bir mahkeme kararı ile bu geldiğimiz makamları bırakıp gidecek değiliz. Haklıyız, haklı olduğumuz için de buradayız.’’ ifadesini net bir şekilde ortaya koyuyor. İkincisi, Kılıçdaroğlu'nun iş tuttuğu kesimlerin aslında CHP'li olmadıklarını, iktidara yakın veya iktidarın çevresindeki kesimlerden oluştuğunu ifade ediyor. Nitekim bugünkü konuşmasında Kılıçdaroğlu'nun yanında geçmişte çeşitli faaliyetlerde bulunan CHP'liler değil, aksine CHP'nin aleyhine hareket eden kesimlerin bulunduğunu tek tek ifade etti. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu CHP için mücadele eden ve CHP'lilerle mücadele eden bir aktör değil. Tam aksine CHP'nin bir şekilde güçsüzleşmesine, yıkılmasına çalışan, iktidarla birlikte hareket eden bir aktör. Bu söylem aslında, Özel'in CHP'sinin kurduğu bu söylem Kılıçdaroğlu'nu da etkilemiyor değil. Çünkü o da sürekli olarak işte ‘‘bana hain diyorlar’’ diyor ve bunu açıklamaya çalışıyor vesaire. Üçüncü olarak da Ruşen abi, sonuna kadar mücadele. Yani bir ayrı parti, yeni parti ihtimalini dışlamıyorlar hiçbir şekilde, bunu net bir şekilde koruyorlar. Daha önce İmamoğlu'nun yapmış olduğu açıklama da bu minvaldeydi. "Ya bir yol bulacağız ya yeni bir yol açacağız" aslında yeni bir partiye işaret eden bir ifadeydi. Dolayısıyla bu ihtimal her zaman masada ve giderek bu ihtimal masadaki varlığını daha da güçlendiriyor ama öte taraftan sonuna kadar CHP içerisinde mücadele edecekler. Peki bu mücadele nereye kadar devam eder? Yani tarafların arasındaki birbirlerine karşı olan muhalefet sertleşir, Özel-İmamoğlu ekibi Kılıçdaroğlu'na karşı çok daha ağır bir dil kullanmaya başlarsa, muhtemelen Kılıçdaroğlu bu ekibi parti içerisinde tutmak istemeyecektir. Onu bir şekilde tasfiye etmeye çalışacaktır. Bir tasfiye süreci başlarsa o zaman yeni bir parti de kaçınılmaz bir hale gelir.

Ruşen Çakır: Son olarak doğrudan senin uzmanlık alanına girelim. Aslında Süleymaniye'de bunu da çok konuştuk. Haziran ayında yasa çıkması beklenen bir süreç var. Süreç tabii CHP içerisindeki olaylar nedeniyle iyice unutuldu ama şimdi Kılıçdaroğlu'nun burada ‘‘Kürt meselesine biz sahip çıkarız’’ demesi, daha önce yaptığı konuşmada da sürece destek verdiğini söyledi. Ben bunun kendi tabanından ziyade devlete yönelik bir göz kırpma olduğunu düşünüyorum açıkçası, bilmiyorum sen ne dersin. Ama sürecin bu CHP içerisindeki gelişmelerden olumsuz etkilendiği muhakkak değil mi?
Vahap Coşkun: Elbette olumsuz bir şekilde etkileniyor. Özellikle taban düzeyinde olumsuz bir şekilde etkileniyor. Başından itibaren CHP tabanının bu sürece yönelik çok ciddi kuşkuları var. CHP'ye yönelik bu kuşatma arttıkça, CHP içerisini oymaya yönelik iktidarın mührünü taşıyan oyunlar sahneye konuldukça CHP'lilerin sürece olan güveni de daha da azalıyor. Ama gerek İmamoğlu-Özel ekibi taban düzeyinde gerekse Kılıçdaroğlu şu ana kadar işte CHP'nin sürece karşı çıkmayacağını, tam aksine süreci destekleyeceklerini net bir şekilde ifade ettiler. Tabii yani bu sürecin toplumsallaşmasını, toplumsal desteğinin güçlenmesini isteyen bir iktidar her hâlükârda ana muhalefetin bu süreci desteklemesini ister. Çünkü ana muhalefet bu sürecin karşısında olursa bu süreci sürdürmek zorlaşabilir. Ama görebildiğim kadarıyla iktidarın muhalefeti, özellikle ana muhalefeti bu sürecin içerisinde çok görmek istemediği açık ve net bir şekilde görülüyor. Hatta bir karşı duruş sergilerse o zaman muhalefet ile Kürt seçmenler arasındaki mesafeyi arttırabileceğini de düşünüyor. Bu, süreç açısından önemli bir riski ifade ediyor. Yasaya gelince, şimdi yasa konusunda birtakım emareler var. Hem DEM Partili yetkililer bunu söylüyorlar hem iktidara yakın medyadan çıkan haberler var. Bu Haziran ayı içerisinde birtakım gelişmelerin olacağı ifade ediliyor ama süre de daralıyor. Yani Meclis’in tatile girmeden önceki dönemde bu yasayı çıkartması da giderek güçleşiyor. Bu bence süreç açısından önemli bir handikap. Çünkü en önemli adım buna denk geliyor ve bu adım atıldığı takdirde toplumsal olarak somut bir adım atılacağı görülecek ve destek daha da fazlalaşabilir. Bu adımı geciktirmek iktidar açısından da süreç açısından da ciddi bir problemi ifade ediyor.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
13.06.2026 “Baba ocağı” diye diye…
11.06.2026 Fatoş Pınar Türker'in onuru işkenceyi yendi
09.06.2026 Alişer Delek: “Kılıçdaroğlu kurultayı bir yıldan önce yapmaz”
09.06.2026 CHP son hız kopuşa gidiyor
09.06.2026 Hafta Başı (85): Özel-Kılıçdaroğlu düellosu
09.06.2026 Vahap Coşkun ile söyleşi: “İki CHP’nin bir arada durabilme ihtimali giderek azalıyor”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
06.06.2026 Serkan Turgut ile söyleşi: İzmirliler niçin kaygılı, öfkeli ve umutsuz?
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı