CHP son hız kopuşa gidiyor

09.06.2026 medyascope.tv

9 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. İki, hatta üç gün Süleymaniye'den seslendim ve bugün Diyarbakır'dan sesleniyorum. Normalde bugün şu saatlerde Ankara yolunda olmam gerekiyordu ama Ankara'ya gidemiyorum. Çünkü Süleymaniye'de ne oldu; önceki akşam gece yarısı İran'ın İsrail'e saldırısı ve İsrail'in misillemesi nedeniyle Irak hava sahası kapatıldı. Kapatılınca da Süleymaniye'deki forumu izlemeye gelen Iraklı olmayan herkes kara yoluyla ülkelerine dönmek zorunda kaldılar. Biz Türkiye'den gelenler için de aynısı oldu. Normalde dün sabah erken saatte Erbil'den İstanbul'a uçacaktık. Sonra da işimizde olacaktık. Sonra da ben bu sabah erken saatte Ankara'da yollara düşmüş olacaktım falan. Birçok kişinin hesapları, işleri, güçleri böylece yattı. 12 saati aşkın bir yol katettik, Süleymaniye'den Diyarbakır'a kadar, Türkiye'den gelenler olarak 3 arabayla. Yani yol fena değildi, güzeldi ama yorucuydu tabii ki ve sonuçta yol boyunca ne yaptık; aramızda, arabalarda ya da yemek molalarında tabii ki CHP konuştuk. Hep birbirimize "Duydunuz mu, Kemal Kılıçdaroğlu şu tweeti attı, Özgür Özel şunu söyledi" diye sürekli CHP konuştuk ve CHP'nin bugün çok ciddi bir yol ayrımında olduğu konusunda birçok kişi anlaşıyor. En azından bizim o Süleymaniye'den Diyarbakır'a yola koyulmuş olan, siyasetle ilgili kişiler.
Çünkü şöyle bir olay var: Normalde seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel Manisa'da olacaktı, Ferdi Zeyrek'in anmasına katılacaktı. Ama Kılıçdaroğlu'nun ısrarlı bir şekilde grup toplantısında konuşacağını söylemesi üzerine, seçilmiş CHP yönetimi karar değiştirdi ve grup toplantısı yapma kararı aldı. Özgür Özel Manisa'ya gidişini erteledi. Yanılmıyorsam akşam gidecek ama "Biz yapacağız, ben konuşacağım" dedi. Yani resti gördü. Anladığım kadarıyla kendilerinin yapmayacağını söylemelerinin üzerine Kılıçdaroğlu'nun da vazgeçmesini beklemişler, olmamış ve sonuçta da inada inat oluyor. Kılıçdaroğlu ekibi bini aşkın izleyici için Meclis’e başvurmuş. Bunlar Meclis’in Dikmen kapısından girecekler. Hepsi girecek mi, sanmıyorum. Çünkü anladığım kadarıyla Meclis bu konuda bugün yaşanabilecekler konusunda birtakım güvenlik önlemleri çalışmaları yapıyor ve izleyici sayısını sınırlandıracaklar; öyle gözüküyor. Dolayısıyla bazı izleyiciler, yani daha erken gelenler içeri alınıp diğerleri dışarıda tutulacak. Buraya Kılıçdaroğlu destekçilerinin dışında Özgür Özel destekçilerinin de izlemeye gelmesi halinde, ki muhtemelen olacaktır, o zaman işler bayağı bir karışacak. Sadece Meclis’in içinde değil, Meclis’in dışında da birtakım sorunlar yaşanabilir.
Şu ana kadar 21 Mayıs'tan bu yana taraflar arasında açık ya da örtülü bir şekilde gidip gelenler oluyor. Bunları görüyoruz, duyuyoruz. Ama şu ana kadar herhangi bir ortak hamle görmedik. Yani birbirleriyle mutabık kaldıkları bir şey görmedik. Kılıçdaroğlu ve sözcüleri birlikten, beraberlikten hep bahsediyorlar. Fakat karşı tarafın sinir uçlarıyla oynamayı da çok iyi biliyorlar. Bir yanda parti teşkilatının, milletvekili grubunun önemli bir kesiminin ve tabii ki parti üyelerinin ve parti seçmenlerinin de önemli bir kesiminin, ezici bir bölümünün desteğini alan Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin CHP'si var; bir diğer yanda kaybetmiş ama devlet tarafından atanmış bir başka CHP var. Ortada bir ‘‘kurultay’’ lafı var. Seçilmiş CHP sürekli kurultay için bastırıyor, atanmış CHP de bunun olamayacağını söylüyor. Fakat dün Kılıçdaroğlu akşam saatlerinde sosyal medyada "Kurultay çalışmalarımızı başlatıyoruz" dedi, perşembe günü Parti Meclisi’ni toplayarak. Bu ne anlama geliyor? Herhalde Özgür Özel ve arkadaşlarını memnun edecek bir hızda bir kurultay yapmayacaklar, bunun işaretini vermiyorlar; bir oyalama peşindeler.
Ama diğer bir husus bugünkü inatlaşma; normal şartlarda bütün hukuki, yasal kurallara bakıldığı zaman Özgür Özel'in konuşması gerekiyor. Arkadaşımız Özgecan Özgenç bu konuda çok ciddi haberler yazdı, onları görmüşsünüzdür. Burada bir tartışma yok ama Kemal Kılıçdaroğlu kendisinin devlet tarafından kayırılıyor olmasının verdiği cesaretle bu kuralları çiğneyebileceğini düşünüyor. Olabilir bir şekilde, ki Numan Kurtulmuş'un son açıklamasında buna kapı aralamıştı. Peki niye böyle bir inatlaşma? Diyelim ki bugün aynı anda iki toplantı olacak; bayramda böyle oldu, Genel Merkez’de bir, Güvenpark'ta bir başkası. Ama yine arada bir mesafe vardı. Bu sefer birisi salonda, grup toplantısı salonunda — diyelim ki Kılıçdaroğlu — ama bir diğeri de belki de hemen salonun 5-10 adım ilerisindeki bahçede toplanacak. Neredeyse yan yana olacak ve bu çok ciddi birtakım gerginlikleri, gerilimleri, hatta kavgaları tetikleyebilir. Bunu özellikle vurgulamak lazım.
Peki neden böyle oluyor? Benim anladığım kadarıyla Kılıçdaroğlu bir şekilde partinin kurultaya gitmesi gerektiğini biliyor, bir şekilde yapmak zorunda. Ne kadar geciktirirse geciktirsin ve ne zaman yapılırsa yapılsın, o kurultayı kazanma ihtimali olmadığını da biliyor ve anladığım kadarıyla diğer tarafı, Özgür Özel ve arkadaşlarını partiden uzaklaştırmak istiyorlar. Bir yandan biliyorsunuz birtakım disiplin suçlarıyla ‘‘Partiden ihraçlar olabilir’’ deniyor; ama herhalde onlar için en ideali kendilerinin ayrılması, başka bir parti kurması, yani Cumhuriyet Halk Partisi'ni Kılıçdaroğlu'na bırakmaları. Zaten iktidar medyasında da sürekli bu işleniyor. Özgür Özel ve arkadaşlarının yeni partisinin hazır olduğu, kurulduğu, kurulacağı vesaire söyleniyor. Ama anladığımız kadarıyla ya da benim anladığım kadarıyla Özgür Özel ve arkadaşları son ana kadar CHP'de kalmak istiyorlar ve şimdi bugün yaşananlar onların bu ısrarını, direncini büyük ölçüde kırabilir. Ama daha önemli bir husus şu: Bugün yaşanabilecek birtakım gerginlikler, kavgalar, şunlar bunlar her iki tarafın da aleyhine olacak, üçüncü tarafın lehine olacak. Üçüncü taraf da ne? Tabii ki öncelikle siyasi iktidar. Tam da onların arayıp da bulamayacağı bir şey. ‘‘Görüyorsunuz işte, bizim alakamız yok, kendi aralarında bir salonu paylaşamıyorlar, bunlara mı oy vereceksiniz?’’ diyecekler.
Kritik bir gün. Sürekli böyle tarihi anlar yaşanıyor, kritik bir gün. Son anda birtakım hamleler, geri adımlar olabilir taraflardan. Özellikle Kılıçdaroğlu tarafından birtakım geri adımlar olabilir ama şu haliyle bakıldığında her iki taraf da ayakları gazda gidiyorlar. Kılıçdaroğlu'nun hiçbir şekilde kazanma ihtimali yok ama "küçük olsun, benim olsun" prensibiyle ne kadar oy alırsa alsın, ne kadar milletvekili kalırsa kalsın o partiyi kendi tabiriyle ‘‘güvenilir limana götürmek’’ gibi bir motivasyonu var. Bunun, Türkiye'nin nasıl hayrına olduğunu bize anlatamıyor. Eğer bugün mesela o grup konuşması yapacak olsa orada dinleyecek kişilere bir Türkiye vizyonu çizecek mi? Şu ana kadar çizdi mi? 21 Mayıs'tan bu yana Türkiye hakkında ne söyledi? Hiçbir şey söylemedi. Ne hakkında söylüyor? Kurultayda kaybettiği ve daha sonra yerel seçimde CHP'yi yıllar sonra birinci parti yapan ekip hakkında atıp tutuyor. Neyse, bakalım. Bana göre bu iş kopuşa doğru gidiyor. Kimisi diyebilir ki ‘‘İnceldiği yerden kopsun’’, kimisi de ‘‘Aman şey yapmayalım’’ ama her şey olacağına varır diyelim. Ve bu günü de büyük bir merakla, her ne kadar Ankara'da olamayacak olsam da uzaktan olabildiğince yakından takip edip muhtemelen gün içinde canlı yayında bunu konuklarla size yorumlayacağız, değerlendireceğiz, size aktaracağız.
Peki, gelelim bugünün ithafına. Amerikan sinemasının, aslında dünya sinemasının bir büyük ismi: Sean Penn. Sean Penn aileden sinemacı birisi, babası yönetmenlik yapmış, bildiğim kadarıyla kardeşleri de var sinemada. Daha başlar başlamaz çok dikkat çekici bir isim oldu, özellikle başrollerde çok etkili oldu. Tiyatroda da oynamışlığı var ama sinemanın birçok türünde, daha çok sert filmlerde oynadığını biliyoruz. Mesela neydi? ‘‘Dead Man Walking’’; Tim Robbins yönetmişti, orada Susan Sarandon'la birlikte bir ırkçı katili oynamıştı. Susan Sarandon'la da bir dönem birlikte olduğunu biliyoruz. Ama esas tabii ki neyi biliyoruz? Madonna'nın kocası olduğunu... Ama Madonna'dan ziyade, daha önce bir yayını kendisine ithaf ettiğim Robin Wright'la evliliği bence daha önemli, öyle söyleyeyim. Sean Penn'in bir özelliği, en çok dikkat çeken özelliği aktivizmi, siyasi duruşu. Savaş karşıtı; Amerika'nın Irak, Afganistan gibi politikalarını açık bir şekilde eleştirdi, son Ukrayna Savaşı'nda Ukrayna'nın yanında açık bir şekilde yer aldı. Hâlâ oynuyor, hâlâ yönetiyor, çok sayıda film de yönetiyor. Sinemada var olmaya ve siyasette var olmaya devam ediyor. Biz de Sean Penn'i izlemeye devam ediyoruz. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
13.06.2026 “Baba ocağı” diye diye…
11.06.2026 Fatoş Pınar Türker'in onuru işkenceyi yendi
09.06.2026 Alişer Delek: “Kılıçdaroğlu kurultayı bir yıldan önce yapmaz”
09.06.2026 CHP son hız kopuşa gidiyor
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı