Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?

22.03.2026 rusencakir.com

Fazilet Partisi’nin 22 Haziran 2001’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken siyasi yasaklı Necmettin Erbakan Saadet Partisi’ni kurdurup en yakın kurmaylarından Recai Kutan’ı da genel başkan yaptı. İşte o tarihten itibaren, kökleri 1969’daki “Bağımsızlar Hareketi”ne giden Milli Görüş hareketinin akıbetini konuşuyoruz.

Erbakan’ın İran’a bakışı
Bu çeyrek yüzyıllık tartışma İran savaşını yaşadığımız şu günlerde ayrı bir anlam kazanıyor. Çünkü İran’da devrimi ve ardından kurulan İslami rejimi Türkiye’de alenen destekleyen yegane anaakım İslami hareket Milli Görüş olmuştur. Türkiye’de hakim olan rejim, Mili Görüş partilerini ve yöneticilerini yargı yoluyla cezalandırma yolunda giderken onların bu duruşlarını özel olarak dikkate almıştır.
Erbakan Refahyol hükümetinin başındayken ilk dış ziyaretini, bütün itirazlara rağmen İran’a yapmıştı. Onun İran rejimi içerisinde çok sayıda isimle iyi ilişki içinde olduğunu, İran’ı yönetenlerin de kendisine saygıyla yaklaştığını biliyoruz. Bunlardan biri yakında öldürülen Ali Laricani’ydi.

Milli Görüş’ün krizi
Nitekim bugün de Milli Görüş’ün devamı olma iddiasındaki Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi’nin açık ve net bir şekilde ABD-İsrail ittifakına karşı İran’ın yanında durduğunu görüyoruz. Fakat bu iki partinin açıklamaları, duruşu genel kamuoyunda pek bir yankı bulmuyor. Bunun birçok nedeni var:
1)  Erdoğan her ne kadar “Milli Görüş gömleğini çıkartmış” olsa AKP’nin kuruluşundan itibaren bu harekete ve onun lideri Erbakan’a karşı sert herhangi bir eleştiri yöneltmedi. Hatta örtülü bir şekilde “Milli Görüş’ün devamı biziz” demeye getirdi;
2)  Erdoğan kendini iyice güçlü hissettiği andan itibaren Erbakan’ın “Türkiye liderliğinde Dünya İslam Birliği” idealini çağrıştıracak -ve tabii ki hepsi başarısız kalacak- girişimlerle Milli Görüş tabanının gönlünü hoş etti;
3)  Erbakan’ın ölümünün ardından oğlu Fatih Erbakan Yeniden Refah Partisi’ni kurarak zaten güçten düşmüş olan Milli Görüş’ü iyice zayıflattı;
4)  Saadet Partisi ayrıca kendi içindeki iktidar savaşlarıyla enerjisini heder etti. 

YRP’nin yükseliş ve düşüşü
Milli Görüş’ün son dönem öne çıkan partisi hiç kuşkusuz YRP oldu. Parti ilk kez 2023’te seçimlere girdi. Fatih Erbakan aday olmak için gerekli imzaları toplamış olmasına rağmen son Erdoğan’ı desteklemeye karar verdi ve genel seçimlere de Cumhur İttifakı bünyesinde katıldı: Bir buçuk milyon oyla (yüzde 2,8) seçimde 6. parti oldu ve 5 milletvekili kazandı.
Bir yıl sonraysa 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde %6,19 oy alarak üçüncü parti oldu. Şanlıurfa (büyükşehir), Yozgat, 39 ilçe ve 19 beldede başkanlık kazandı. Fakat hızlı bir şekilde bu bu başkanların yarıya yakını AKP’ye geçti, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar ise istifa edip bağımsız kaldı.
Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmaları YRP’nin yüzde 2’ye ulaşmakta zorlanıyor. Bunda belediye başkanlarını iktidara kaptırmanın rolü hiç kuşkusuz vardır ama asıl önemli olan YRP’nin Necmettin Erbakan’ın mirasına ek olarak yeni, bütünlüklü, farklı bir şeyler söylemekte zorlanması.

Birleşseler ne olur?
Benzer bir durum SP için de geçerli. Temel Karamollaoğlu’nun genel başkanlığı Mahmut Arıkan’a bırakmasıyla gençlik aşısı yapıldığı varsayılan SP’nin Türkiye siyasetine damga basan herhangi bir çıkışına şahit olamadık. Girdiği ilk seçimde (2002) yüzde 2.49, 2007’deyse yüzde 2.34 oy alan SP nicedir yüzde 1 oy oranına ulaşmakta bile zorlanıyor.
Tek başlarına ayakta durmakta güçlük çeken bu iki partinin birleşme ihtimali söz konusu. Fakat siyasette 1+1’in hep 2 veya üstü etmediğini çok iyi biliyoruz.
Bu nedenle birleşseler dahi, Milli Görüş ve Necmettin Erbakan adlarının yetmediği ön kabulünden hareket ederek yeni bir şeyler bulabilmeleri gerekecek ve şu aşamada bundan hayli uzak görünüyorlar.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
21.03.2026 Beyaz Toroslu savcı ve “devlette devamlılık esastır”
20.03.2026 Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?
16.03.2026 Mehmet Altan ile Türkiye’nin Gidişatı (18): Savaş uzarsa neler olur? | İBB davası ve hukuk
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
14.03.2026 Ankara savaşa dahil olmamak için elinden geleni yapıyor
13.03.2026 Duran Kalkan ile Devlet Bahçeli’yi buluşturan savaş
11.03.2026 Erdoğan’ın yurtta barışa ne zaman ihtiyacı olacak?
10.03.2026 İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı