Ankara savaşa dahil olmamak için elinden geleni yapıyor

14.03.2026 medyascope.tv

14 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Türkiye'nin savaşa girmeme konusundaki kararlılığı üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Ama önce dün gelen acı haberi tekrar konuşmak istiyorum. İlber Ortaylı Hoca'yı kaybettik, 79 yaşında. Hastaneye kaldırıldı, önce yoğun bakım ondan sonra entübe edildi ve hızlı bir şekilde maalesef hayatını kaybetti. Tarihçi ve çok popüler bir isim. Popüler entelektüellere çarpıcı bir örnektir. Kendisiyle az da olsa bir tanışıklığım da vardı. Yakınlarına başsağlığı ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Evet, konumuza gelelim. Şimdi ne oldu? Üçüncü bir füze düşürüldü. Türkiye'ye yönelik olduğu söyleniyor. Ve tabii ki yine ilkinden itibaren olduğu gibi bir ‘‘Acaba İran mı yaptı?’’, iki ‘‘Acaba hedef gerçekten Türkiye miydi?’’ gibi birtakım spekülasyonlar var ya da bunun başka varyantları; ‘‘İran yaptıysa İran'ın içerisinde merkezden bağımsız bir güç mü yaptı?’’ gibi devam ediyor. Şimdi üçüncüsü Adana'da bir paniğe yol açtı biliyorsunuz, siren sesleri falan ve İncirlik iddiası bir kere daha gündeme geldi. Ve baktığımızda resmî açıklama her ne kadar dikkatli olsa da Ankara bu üç olayın da İran'dan Türkiye'ye yönelik saldırı olduğunu düşünüyor. Bunu nereden biliyoruz? Daha önceki yapılan açıklamalardan. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle ikinci olayın ardından yaptığı "1000 yıllık kardeşliğimize halel getirilmesin" çıkışından ve ilkinde İran Büyükelçisi’nin Dışişleri’ne çağrılmasından, bütün bunları oradan biliyoruz.
Bir diğer husus da dün belli ki devletin ilgili birimleri tarafından medyanın bir bölümüne, daha doğrusu iktidara yakın medyaya uzun bir bilgi notu verilmiş. Ben bunun TRT Haber'deki versiyonunu buldum ve önce ‘‘güvenilir kaynaklar’’ diyor ama sonra bir yerde ‘‘açıklamada’’ diyor. Belli ki yazılı bir metin verilmiş ve zaten girişte üçüncü olayla ilgili olarak aynen şöyle söylüyor: ‘‘İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren balistik mühimmat Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirildi.’’ Yani Ankara bunun İran tarafından yapıldığına emin ve Türkiye'ye yönelik olduğuna da emin. Ama burada özellikle yapılan açıklamada da görüyoruz, çok dikkatli davranılıyor Türkiye'nin savaşa dahil olmaması için. Açıkçası ben üçüncünün ardından İran'a karşı birtakım diplomatik hareketler bekledim. Mesela Tahran'daki büyükelçiliğin Ankara'ya çağrılması ya da Ankara'daki birtakım İranlı diplomatlara yönelik bazı uygulamalar; bunların hiçbirisi olmadı. Çok daha temkinli davranıyor.
Ama peki o zaman ne diyor Türkiye? Ankara ne diyor? Burada açıklamada çok ilginç bir bölüm var, diyor ki: ‘‘Füzeler farklı bir paterne sahip.’’ ‘‘Patern’’ zor bir kelime; ‘‘düzen’’ denebiliyor, ‘‘örüntü’’ deniyor. Yani şunu söylüyor: Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan'ın yoğun saldırılara uğrayarak birer cephe haline getirildiği söyleniyor. Ama Türkiye'ye İran'dan atılan füzelerin bu ülkelere yapılan saldırılardan farklı olduğunu söylüyor. Bunun da farkını şöyle vurguluyor: ‘‘Diğer ülkelerde olduğu gibi bir saldırı yoğunluğu yok. Herhangi bir can ve mal kaybı yok. Üç füze de hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi.’’ Yani çok sayıda füze yok, bunlar etkisiz hale getirildi ve bir zarara yol açmadı. O zaman çok sayıda füze olması ya da etkisiz hale getirilmemesi ve hasara, kayba yol açması durumunda işin rengi değişebilir. Buradan şunu anlıyoruz tabii ki: Ankara pekâlâ bu üç füzeyi de ilkinden itibaren gerekçe gösterip İran'a karşı birtakım hareketlerde bulunabilirdi. Ama açık söylemek gerekirse dişini sıkıyor, yapmak istemiyor ve bunun için de ‘‘bunun paterni başka’’ diyor. Bu bir şekilde savaşa dahil olmamak için geliştirilmiş bir gerekçe ve makul bir gerekçe. Lakin yine de insan düşünmeden edemiyor: İran niye Türkiye'ye bunları yolluyor? Şimdi ilk başta söylediğim "İran yollamıyor" teorilerini bir kenara bırakıyorum çünkü Ankara açık açık "İran" diyor. Niye yolluyor? Türkiye'yi savaşın içine mi çekmek istiyor? Bundan nasıl bir çıkarı olabilir?
Açıkçası bu hâlâ benim cevabını veremediğim, çok kişi de herhalde zorlanıyordur bunda, cevabı zor bir soru. İran zaten zor durumda. Şundan hareket ediyor olabilir belki; diğer ülkelere saldırdı, burada saydığım ülkelere, onlardan kendisine cevap gelmedi ama bu ülkelerin hiçbirisi Türkiye gibi bu kadar güçlü bir savunma sistemine sahip değiller. Türkiye'nin çok güçlü bir ordusu var, NATO'nun ikinci büyük ordusu. Özellikle savunma sanayiinde çok büyük ilerlemeler katetti. Pekâlâ burada isterse Türkiye, İran'a yönelik birtakım misillemeler yapabilir ama yapmıyor ve ısrarla ‘‘diplomasi’’ diyor. O açıklamada da görüyoruz ki Türkiye sonuna kadar diplomasiyi kullanacak, kullanmak istiyor. Ama şunu da görüyoruz ki burada şu savaşta — kaçıncı gün oldu, 15 yanılmıyorsam — 15. gününde herhangi bir diplomatik kanalın işleyebileceğine dair bir emare yok. İran bir kere zaten çok yüksek perdeden konuşuyor. Amerika Birleşik Devletleri, Trump zaten şunu söylüyor: "İran pes etmek üzere." diyor. Yani bir anlaşmaya ihtiyaç duymuyor. İsrail'in de zaten yine aynı şekilde İran'a yönelik her türlü şeyi sonuna kadar sürdürme gayreti var. Bu anlamda bakıldığı zaman Ankara'nın işi çok çok zor.
Bir diğer önemli husus da tabii burada olayın, savaşın Irak'a sıçrama ihtimali çok kuvvetli. Irak'ta düşürülen bir Amerikan uçağı var, orada hayatını kaybeden Amerikalılar var ve bunun Haşdi Şabi, İran yanlısı paramiliter yapılanma tarafından gerçekleştirildiği söyleniyor. Zaten öteden beri Haşdi Şabi'ye yönelik olarak birtakım Amerikan planları olduğu, hatta Suriye'nin bu anlamda gündeme geldiği, Suriye ordusunun kullanılabileceği, hatta ilk başta SDG'nin bunun için ikna edilmek istendiği spekülasyonları yapılmıştı. Eğer olay Irak'a da sıçrarsa – ki Irak'ta Kürdistan bölgesindeki yerlere Amerikan, Batı diyelim, üslerine yönelik saldırılar da devam ediyor; hatta bir Fransız askeri hayatını kaybetti – Irak'a da sirayet etmesi durumunda Türkiye'nin işi çok çok zor olacak.
Ama şu haliyle bakıldığı zaman bu politikanın doğru olduğunu düşünüyorum. Türkiye bu füzeleri gerekçe göstererek pekâlâ bir şeyler yapabilirdi fakat bunu yapması halinde Türkiye'nin kazanacağı çok fazla bir şey olmayacaktı. Ne geçecek eline? Bu savaş zaten her halükârda Türkiye'nin aleyhine, ne olursa olsun girse de girmese de aleyhine; bölgedeki bu büyük istikrarsızlık Türkiye'nin işine yarayacak bir şey değil. İran'ın zayıflaması hatta dağılmasının Türkiye'nin lehine olacağını söyleyen ya da ima edenlere bence itibar etmeyin. Türkiye'nin çıkarı bir an önce bu savaşın bitmesi. Hele uzayan bir savaşın içerisine Türkiye'nin de dahil olması bir kabus olur. Bu anlamda bakıldığı zaman işte ‘‘başka bir patern’’, ‘‘değişik bir patern’’ vesaire gibi gerekçelerle imha edilen füzelere karşı bir misillemeye girişilmemesinin isabetli olduğu kanısındayım. Fakat bir dördüncü ya da beşinci olay yaşanırsa ne olacağını kestirmek kolay değil.
Evet, bugünün ithafı bir büyük kadın oyuncuya, Faye Dunaway'e. An itibarıyla 85 yaşında bir oyuncu ve benim bildiğim kadarıyla Faye Dunaway'in en büyük şansı, Amerika'nın, bazen Amerika dışında da oynadı ama ABD'nin en parlak yönetmenleriyle ve en parlak erkek oyuncularıyla oynamış olması, genç yaşta. Hatta, ilk filmlerinden, önce ‘‘Bonnie ve Clyde’’da Warren Beatty ile oynuyor, iddiaya göre Warren Beatty'nin onu istemediği söyleniyor genç olduğu için. Daha sonra, bir yıl sonra 68'de ‘‘Thomas Crown Affair’’ filmi, bu nasıl söylenmişti, ‘‘Kibar Soyguncu’’ mu? Öyle oynamıştı galiba. Orada da Steve McQueen ile oynamıştı. İkisinin de, yani Warren Beatty'nin de Steve McQueen'in de aslında daha star bir isimle oynamak istedikleri ama sonra memnun kaldıklarını duyduk. Dustin Hoffman'la ‘‘Küçük Dev Adam’’ı var, o da 1970 yılında. Orada da yine büyük bir oyuncuyla. Bir de ‘‘Akbabanın Üç Günü’’nde Robert Redford'la oyunu var. Bunların hepsi şahsen benim çok erken yaşta seyrettiğim ve hepsinden çok keyif aldığım filmler. Tabii ki erkek oyuncular daha fazla öne çıkıyordu ama Faye Dunaway hiç de onlardan geride kalmıyordu. En son büyük, en çarpıcı filmlerinden birisi 1987'de ‘‘Barfly’’, ‘‘Bar Kelebeği’’; Charles Bukowski'nin bir öyküsünden hareketle. Evet, Bukowski ile beraber görüyoruz. Mickey Rourke ile birlikte oynuyor. Alkolik bir kadın ve orada gerçekten oyunculuğunu döktürmüş birisi. Polanski'nin ‘‘Chinatown’’ı da var, çok filmi var. Çok kendini kanıtlamış, tiyatroda da oynamış, tiyatro da yapmış ve sinema tarihine adını çok iyi yazdırmış ve tabii ki oyunculuğu kadar güzelliğiyle de meşhur bir isim Faye Dunaway; buradan takdirlerimi ve saygılarımı iletiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
14.03.2026 Ankara savaşa dahil olmamak için elinden geleni yapıyor
13.03.2026 Duran Kalkan ile Devlet Bahçeli’yi buluşturan savaş
11.03.2026 Erdoğan’ın yurtta barışa ne zaman ihtiyacı olacak?
10.03.2026 İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
10.03.2026 İran rejimi çöker mi? İsrail bölgenin egemen gücü olur mu? | Prof. Hamit Bozarslan ile söyleşi
09.03.2026 Ve büyük dava nihayet başlıyor!
08.03.2026 Bağımsız Kürdistan kapıda mı?
08.03.2026 Savaş uzadıkça Türkiye için riskler artıyor
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı