Sosyal medyada anonimliğin kalkacak olmasına sevinmeli miyiz?

05.04.2026 medyascope.tv

5 Nisan 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi pazarlar. Yeni Adalet Bakanımız Akın Gürlek göreve başlar başlamaz iddialı bir şekilde sosyal medyada artık anonimliğin sona ereceğini duyuruyor. Bu konuyu çok büyük bir başarı olarak, hukuk devletinde çok büyük bir başarı olarak söylemeye çalışıyor. En son Diyarbakır'a gittiğinde de en çok altını çizdiği konulardan birisi buydu. Ne diyor? Bundan sonra artık TC kimlik numaralarıyla girilebilecekmiş. Şimdi anonimlik meselesinin sosyal medyada çok önemli bir husus olduğunu biliyoruz. Bundan çok şikayetçi olanlar olduğunu da biliyoruz. Fakat bu bir realite. Bununla mücadele etmek gibi bir perspektifi devletin öncelikli bir görev olarak benimsemiş olması da açıkçası hem düşündürücü hem de şaşırtıcı değil. Bir kere şunda anlaşalım: AKP iktidarında, Cumhur İttifakı döneminde medyaya yönelik, sosyal ya da değil, medyaya yönelik herhangi bir düzenlemenin ifade özgürlüğü kapsamında, basın özgürlüğü kapsamında, eleştiri özgürlüğü kapsamında olmasını bekleyecek kadar saf değiliz.
En son dezenformasyon yasasında olduğu gibi şimdi iki meslektaşımız o yasa gerekçesiyle, bahanesiyle tutuklu; Alican Uludağ ve İsmail Arı mesela. Halbuki ilk başta ne söylediler? İnsanları yalan haberden koruyacaklarmış vesaire. Hayır değil. Hoşlanmadıkları kişileri cezalandırmak için bunları hayata geçiriyorlar. Şimdi de sosyal medyada anonimlik topluma zarar veriyor, insanların kişilik haklarıyla oynuyorlar, şu oluyor, bu oluyor gibi gerekçelerle... Doğruluk payı var tabii ki. Anonim hesapların birtakım insanları rahatsız eden yönleri olduğu kesin. Ama iktidarın bunu yapmasındaki husus insanların özgürce sosyal medyayı kullanması değil; tam tersine sosyal medyayı kendilerine tehdit olarak gördükleri için kısıtlayabildikleri kadar kısıtlamak. Neden kendilerine tehdit görüyorlar? Çünkü biliyorsunuz geleneksel medyayı büyük ölçüde iktidar kontrol ediyor. Sabah grubu gitti, Doğan grubu gitti, gitmedik yer kalmadı. Çok az bir yer kaldı. Onlara da mesela Sözcü televizyonunun başına kendi içinden bir şeyler geliyor. Çok az yer kaldı. Buna rağmen iktidar medyada istediği tahakkümü kuramıyor. Medya üzerinden rıza üretemiyor.
Hem bir yandan ‘‘muhalif medya’’ diye adlandırılan medyanın iktidara verdiği rahatsızlık var ama daha önemlisi sosyal medya. Artık zaten tüm dünyada işler büyük ölçüde buradan yürüyor. Geleneksel medya da onunla iç içe geçmek zorunda. Sosyal medyaya uyum sağlayamayan geleneksel medya zaten silinip gidiyor. Sosyal medyadaki önemli hususlardan birisi de kurumsal varlıklar kadar vatandaşın bireysel olarak orada var olması ve gerekirse, gerekirse diyorum yanlış söyledim, zaman zaman değişik durumlarda gündeme etki yaratabilmesi. Yani bir vatandaşın tesadüfen tanık olduğu bir şeyin fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmasıyla çok büyük tartışmalar pekâlâ başlayabiliyor. Türkiye'de de dünyada da böyle bir özellik var. Siyasi iktidar niye anonim hesapları kısıtlamak istiyor? Aslında mesele anonim hesapları kısıtlamanın çok ötesinde insanların sosyal medya hareketlerini kontrol etmek istiyor. Sürekli kimliğiyle girilecek. Ben mesela sosyal medyada sadece ve sadece gerçek kimliğimle varım. Ama ben de şimdi bu halimle yine her seferinde muhtemelen gireceğim zaman vatandaşlık numaramı girmek zorunda kalacağım, ne gerek varsa.
Şimdi şu oluyor: Gerçek kimliğini kullanmayan insanlar bu yeni düzenleme ile birlikte sosyal medyaya ya girmeyecekler ya da sosyal medyadaki alışkanlıklarından vazgeçecekler. Tamam. Güzel. Peki şunu söyleyelim. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de çok ciddi bir şekilde siyasi iktidarın sosyal medyada birtakım propagandaları yapması için oluşturduğu ordular var. Türkiye'de de var. Troller var. Bunlara bir şey olacak mı? Mesela ben yıllardır X'i, esas olarak eski Twitter şimdi X'i kullanan birisi olarak yıllardır her vesileyle sosyal medyada saldırıya maruz kalıyorum ve bunların önemli bir kısmı iktidar yanlısı gibi olan insanlar. Ve bir bakıyorsunuz aynı metni, aynı hakareti diyelim ki birbirinden farklı profil resmi olan, gerçek ismi olan, anonim değil gerçek isim var ama gerçek isim ve gerçek fotoğraf olmadığını anlayabiliyorsunuz. Böyle insanlar var. Ve bunu da anlıyorsunuz ki ya bir bakanlık ya bir başka genel müdürlük vesaire örgütlüyor. Özellikle iktidar içerisindeki bazı kişilerle ilgili bir şey çıktığı zaman bunların devreye girdiğini görüyorsunuz. Bunların başına bir şey gelecek mi? Tabii ki gelmeyecek. Bunların başına şimdiye kadar bir şey geldi mi? Tabii ki gelmedi.
Ama buna karşılık iktidar aleyhine yapıldığı söylenen, atıldığı söylenen tweetler, işte storyler, şunlar bunlarla ilgili sürekli operasyonlar yapılıyor. Aslında biliyorsunuz ki anonim olarak yapılsa bile, kullanılsa bile bazı hesapları, kim olduklarını devlet kolaylıkla saptıyor. Birçok ismi – değişik dönemlerde geçmişte Fethullahçılara da yaptılar, yakın zamanda muhaliflere de yapıyorlar — isterse anonim hesap kullansın, nasıl olsa gerçek kimliğini devlet buluyor. Burada benim anladığım kadarıyla bir aldatmaca var. O aldatmaca, işte ‘‘biz maskeli insanları ortadan kaldırarak özgür bir sosyal medya yaratacağız’’ diyerek bunun arkasında sosyal medyadaki bir nebze özgürlüğü iyice daraltmak ve en önemlisi de TC kimlik numarası zorunluluğu getirerek insanların sosyal medya kullanımını azaltmak istiyorlar. Hangi insanların? Özellikle de iktidardan rahatsız olan insanların. İktidar yanlılarının böyle bir derdi yok. İstedikleri gibi kullanıyorlar, istedikleri gibi küfrediyorlar, istedikleri gibi yalan haber üretiyorlar. Onlara bir şey olduğu zaten yok; onlar zaten korumalı. Türkiye'de ikili bir hukuk sistemi var biliyorsunuz. Yıllardır böyle artık. Yani bir tarafa her şey serbest, bir tarafa her şey yasak. Dolayısıyla bu düzenlemenin toplumun, iyice kutuplaşmış olan toplumun bir bölümüne yönelik bir düzenleme olduğunu anlamak çok zor değil.
Yani Akın Gürlek gibi yargının tepeden tırnağa siyasileşmesinde bir numaralı rol oynamış bir insanın evrensel hukuk ilkelerine, evrensel ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ilkelerine özgü, ona uyan bir yasa tasarısı için çabalayacağını ve bunun propagandasını yapacağını düşünecek kadar saf değiliz. Bu, Türkiye'deki otoriterliğe yeni bir çivi çakmak anlamına gelecek. Engellemek mümkün olabilir mi? Olabileceğini pek görmüyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki sosyal medya denen olay, yeni bilgi teknolojileri iktidarların baskı sınırlarını sürekli zorluyor. Yani nasıl bir zamanlar mesela erişim yasakları gelirdi, şu olurdu, bu olurdu ya da internet daraltılırdı ama hepsi bir yerden sonra sürdürülemez oluyordu. Burada da şimdi böyle bir göz korkutma operasyonu yapılacağa benziyor. Buradan saf bir şekilde "A ne güzel, işte artık adı olmayan insanlar bana küfredemeyecek" diye sevinenler varsa sevinçlerinin kursaklarında kalacağını yasa çıktıktan kısa bir süre sonra göreceklerdir diye düşünüyorum.
Evet, bugünün ithafına gelelim. Bugünün ithafı bir büyük sanatçıya, Türkiye'de cumhuriyet tarihinin en önde gelen ses sanatçılarından birisine. Kim? Müzeyyen Senar. Bir abideydi. Tabii Atatürk'ün huzurunda şarkı söylemiş. Çok erken yaşta başlamış. Defalarca Atatürk'ün huzurunda da söylemiş. Türkiye'de herhalde cumhuriyete damgasını vuran Safiye Ayla gibi bir isim. Türk sanat müziği diyeceğiz. Hâlâ eskisi kadar dinleniyor mu bilmiyorum ama bizim gençliğimiz, çocukluğumuz, TRT dönemleri hep bunlarla geçti. TRT televizyonu da aynı şekilde radyo ve sonra televizyon. Ve biz kendisini hep gördük, hep sevdik, hep dinledik. Herkesi kuşatan çok güçlü bir isimdi Müzeyyen Senar. Her dönemde konser verdi. En son 2006 yılında 88 yaşında konser vermiş. 88 yaşında konser veriyor ve zaten o konserden çok kısa bir süre sonra hayatını kaybediyor. Müzeyyen Senar deyince daha önce değindiğimiz tabii ki Zeki Müren de akla geliyor. Bülent Ersoy da var. Bülent Ersoy onun öğrencisi olmakla övünen birisi. Bülent Ersoy da tabii cumhuriyete damgasını vuran bambaşka birisi. Ona da sıra gelecek. Müzeyyen Senar'ı saygıyla ve rahmetle anıyorum. Ve bitirmeden şunu da söylememe izin verin. Bugün bir Müzeyyen Senar hayranı olan kayınvalidemin bana ördüğü yeni süveteriyle ilk kez karşınıza çıkıyorum. Bu vesileyle buradan Tülay Hanım'a da teşekkür ediyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
11.04.2026 Sürecin ve Türkiye’nin Demirtaş’a ihtiyacı var
10.04.2026 İktidar CHP’ye yönelik saldırılarını şiddetlendiriyor
09.04.2026 Gizli tanıklar neye tanık, etkin pişmanlar neden pişman?
08.04.2026 Salı günleri Devlet Bahçeli dinlemek
07.04.2026 Transatlantik: Zelensky'nin Ankara ve Şam ziyaretleri | Trump İran'ı tehdit etmeye devam ediyor
07.04.2026 Yılmaz Özdil olayı bize neler söylüyor?
06.04.2026 Ekrem İmamoğlu’nun karnesi
05.04.2026 Çözüm sürecinin önündeki en ciddi sorun: Öcalan’ın statüsü
05.04.2026 Sosyal medyada anonimliğin kalkacak olmasına sevinmeli miyiz?
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı