Dokuz soruda, muhalefetin yaşamakta olduğu kriz

11.09.2022 medyascope.tv

Gürsel Tekin’in “HDP’li bakan” sözleri neden bu kadar hızlı bir şekilde sert bir krize yol açtı?

HDP ile ilişki konusu CHP ve İYİ Parti’yi ayrıştırmakla birlikte özellikle iki partinin liderleri bu ayrışmayı geri plana itmek, bu konuda kriz çıkarabilecek çıkışlardan kaçınmak, varsa bunları bastırmak/üstlerini örtmek konusunda anlaşmış gözüküyorlardı. Buna örnek olarak Meral Akşener’in Yavuz Ağıralioğlu ve Koray Aydın gibi partisinin bu konudaki “şahin” isimlerine ayar vermesini gösterebiliriz. Fakat aynı Akşener, Tekin’in sözlerine partisinin şahinlerinin sert tepki vermesine bu sefer ses çıkarmadı, hatta kendisi de benzer bir pozisyon aldı. Buradan hareketle krizin sadece HDP’ye bakış ayrılığından kaynaklanmadığını, Tekin’in sözlerinin İYİ Parti tarafından bir fırsat olarak görüldüğünü düşünebiliriz.

Krizin Altılı masanın ortak adayı tartışmalarıyla ilgisi var mı?

Muhakkak var. Zaten Tekin’in sözleri öncesinde Altılı masanın gündeminde adaylık konusu birinci sırayı işgal ediyordu. Akşener’e yakınlığıyla bilinen İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu alenen Mansur Yavaş’ı işaret etmişti. İYİ Partililer Yavaş’ı öne çıkartmaktan çok (Yavaş’ı öne çıkartarak) aslında Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz ediyorlardı. Belli ki Tekin’in sözlerini bu tartışmada lehlerine koz olarak kullanmayı düşündüler ve kullandılar.

Neden Altılı masanın diğer partileri tartışmaya dahil olmuyor?

Bu gerçekten ilginç bir durum. Bunun akla gelen ilk nedeni Kılıçdaroğlu ve Akşener’in doğrudan ve alenen tartışmada sert çıkışlar yapmamaları. İkinci olarak, diğer dört partinin güçleri epey sınırlı. Özellikle Gelecek ve Deva partileri ilk başta yakaladıkları ivmeyi sürdüremedikleri için eski kadar etkili olmuyor, olamıyorlar. Fakat daha önce İYİ Partililerin kendileri hakkında “güçleri kadar etkileri olsun” anlamında sözler söylemeleri nedeniyle bu iki partiyi CHP’ye daha yakın olarak telakki edebiliriz. SP lideri Temel Karamollaoğlu’nun da, Millet İttifakı’nın temellerini birlikte attıkları Kılıçdaroğlu’ndan yana tavır alması şaşırtıcı olmayacaktır.

Neden bu tartışma bu kadar büyüdü?

HDP ile ilişki konusu Altılı masayı alabildiğine kırılganlaştırıyor. Bunda iktidarın payı da çok fazla. Bu kadar hayati bir konunun üstünü örtmek kolay değil, hele taraflardan en az biri bunun kurcalanmasından medet umuyorsa. Diğer bir husus da, sadece Altılı masa değil tüm partileriyle ve sivil toplumdaki uzantılarıyla muhalefetin ülke çapında bir hareketlilik, dinamizm yaratamamış olması. Hal böyle olunca, yani muhalefet ülkenin sahici meselelerinde gündemi etkili bir şekilde belirleyemeyince en ufak bir polemik çok kritik tartışmalara, kavgalara yol açabiliyor.

Kılıçdaroğlu ve Akşener neden işi tatlıya bağlamıyor?

Normalde beklenen bu. Çünkü bugüne kadar iki lider dışarıya karşı hep uyumlu bir görüntü çizdiler. Ama nedense biz bu yazıyı yazana kadar krizi çözme yolunda somut adımlar atmadılar. Hatta İsmail Saymaz’ın “CHP lideri Kılıçdaroğlu ile İyi Parti lideri Akşener, bugün sürpriz bir telefon görüşmesi yaptı. İki lider Gürsel Tekin’in açıklamalarıyla başlayan krize el koydu. İki lider görüşmede, ittifakta sorun olmaksızın yola devam edeceklerini söyledi” şeklinde sosyal medyadan paylaştığı kulis haberi hızlı bir şekilde iki liderin danışmanları tarafından yalanlandı. (https://twitter.com/ismailsaymaz/status/1568316504369676291?s=20&t=eoAdxJqGQELnoE7tBOwQ-Q) Eğer kriz yatışmaz, hatta tırmanırsa iki liderin bir araya gelmesi muhtemel, aksi takdirde ekim ayı başındaki Altılı masa buluşmasını beklemek gerekecek.


Altılı masanın adayı kim olacak?

Dönüp dolaşıp bu soruyla karşılaşıyoruz. Şu aşamada aday adaylığını alenen deklare etmiş olan yegane isim olan Kılıçdaroğlu öne çıkıyor. O adaylığına vurgu yapıp daha fazla öne çıktıkça kendisine itirazlar da aynı şekilde kuvvetleniyor. Kimin ortak aday olacağı belli olmamakla birlikte Kılıçdaroğlu’nun önereceği ismin (kendisi ya da bir başkası), kimi liderler itiraz etse de Altılı masa tarafından onaylanacağını düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kimler, neden karşı çıkıyor?

Birbirinden farklı, hatta bazıları birbirine düşman kişiler/kesimler Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istememekte birleşiyorlar. Farklı itirazları şöyle basitleştirebiliriz:
A)  İyi bir cumhurbaşkanı olabilir, keşke olsa ama kazanamaz;
B)  Kötü bir cumhurbaşkanı olur, zaten kazanamaz;
C)  Kazanıp kazanmayacağı önemli değil ama kötü bir cumhurbaşkanı olacağı kesin;
D)  Kazanıp kazanmayacağı önemli değil ama cumhurbaşkanı olması bizim çıkarlarımıza ters…
Her ne kadar “kazanamaz” önermesi baskın gözükse de itiraz edenlerin çoğunun Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olarak görmek istemediği anlaşılıyor. Diğer bir deyişle tartışmanın eksenine Kılıçdaroğlu’nun kazanıp kazanamayacağı değil de nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını koymak daha isabetli olacaktır. Fakat ilkin iktidarın bileşenleri, ardından muhalefet içindeki kimi sağcılar tartışmayı anket sonuçlarıyla sınırlamak istiyor ve bu bağlamda sahiden isteyip istemedikleri bir yana Mansur Yavaş’ı öne çıkarıyorlar.


Altılı masadan birden fazla aday çıkabilir mi?

Pek mümkün gözükmüyor. Öncelikle Altılı masa buluşmalarının ardından yapılan açıklamada ortak aday konusuna yapılan vurgular hep öne çıktı. Aksi bir durum muhalefet seçmenini psikolojik olarak baştan olumsuz etkiler. Diğer bir deyişle iktidarın eline müthiş bir fırsat sunar. İkinci olarak, baştan liderleri ortak bir adayda anlaşamayan altı liderin ikinci turda seçmenlerine “içimizden en çok oy almış olana oy verin” çağrısı tam karşılık bulamayabilir.

Altılı masanın ortak adayı seçimleri kazanır mı?

Aday kim olursa olsun, eğer tüm partilerin aktif desteğini alırsa, diğer partilerden çarpıcı isimlerle güçlü bir ekip kurarsa, ülkenin sorunlarını çözmek için anlaşılır ve uygulanabilir programlar dile getirirse ve HDP seçmenini en azından ürkütmemeye dikkat ederse zorlanmadan seçimi kazanacağı kanısındayım. Ama bugünden HDP karşıtlığı üzerinden siyaset yapmaya çalışmak iktidarın ömrünü uzatmaya neden olabilir. Yepyeni bir Türkiye’yi Kürtler olmadan kurmak hayalden de öte bir şey olur.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
25.09.2022 Diyelim ki Kılıçdaroğlu aday oldu ve kazandı: Beş hızlı soru
21.09.2022 Özgür Özel’le söyleşi: “Aday meselesini seçmen bizim sandığımız kadar önemsemiyor”
19.09.2022 Acınası nefret mitingi
18.09.2022 Meral Akşener’in kaçırmakta olduğu müthiş fırsat
16.09.2022 Bekir Ağırdır: "Muhalefet Erdoğan'a karşı ilk turda kazanamazsa, ikinci turda asla kazanamaz”
16.09.2022 Haftaya Bakış (132): Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu’na desteği, Özer Sencar ve Bekir Ağırdır ile söyleşilerde öne çıkanlar
16.09.2022 Erdoğan’ın şapkası ve dışarı çıkmayı bekleyen tavşanlar
14.09.2022 Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu’na verdiği desteğin anlamı
14.09.2022 Özer Sencar ile söyleşi: Anketler muhâlefetin cumhurbaşkanı adayı hakkında neler söylüyor?
14.09.2022 Adını Koyalım (71): Muhalefet eksenleri ve İYİ Parti
25.09.2022 Diyelim ki Kılıçdaroğlu aday oldu ve kazandı: Beş hızlı soru
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
17.08.2021 Y a-t-il un avenir pour l’Afghanistan? Entretien avec Olivier Roy
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı