Akşener’in açık, net ve sert Gezi çıkışının anlamı ve önemi

27.04.2022 medyascope.tv

27 Nisan 2022’de medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Tuğbanur Toprak hazırladı

Merhaba, iyi günler. 25 Nisan 2022 Pazartesi akşam saatlerinde açıklanan Gezi Dâvâsı kararları, siyâsette çok ciddî bir şekilde etkili olmaya devam ediyor, daha da olacağa benziyor. Öncelikle şunu vurgulamak lâzım: Bu dâvânın hukuk devleti normlarının hiçbirisine uymadığı çok açık ve bâriz. Zâten siyâsî iktidârın da böyle bir iddiası yok.
Birçok kişi için, AKP’nin içinde yer almış ya da yakınında yer almış birçok kişi için olayın hukukî boyutu mesâfe koymaya çok imkân sağlıyor. Örneğin, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bunu yaptı. Eski İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık bu konudaki eleştirilerini dile getirdi ve hemen ardından vali olan eşi merkeze çekildi. Daha sonra Bülent Arınç’ın aynı şekilde hukuk üzerinden –Gezi’nin adını vermese de Gezi olduğunu anladığımız bir şekilde– pozisyon aldığını gördük. Muhâlefetin içerisinde yer alan partilerin bir kısmı da olayı esas olarak ve belki de büyük ölçüde yalnızca hukuk devleti perspektifinden görmeyi tercih ettiler.
Ama bu noktada dün (26 Nisan) iki istisnâ vardı. Birisi tabii ki HDP’ydi, ama diğeri de CHP’ydi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, olayın hukukî boyutunun ötesinde, Gezi’nin kendisine sâhip çıktı ve kısa bir konuşmayla meydan okudu. Bugün (27 Nisan) ise, Meral Akşener beni şaşırtacak ölçüde açık, net ve sert bir konuşma yaptı. Burada Akşener olayın sâdece hukukî yönüyle yetinmedi –ki beklenen buydu, daha önceki İYİ Parti’den gelen açıklamalar da bu yöndeydi–; onu tabii ki söyledi, ama bunu böyle sanki “Zâten bildiğimiz gibi…” dercesine söyledi; esas olarak Gezi’ye sâhip çıktı. Gezi’yi “millî bir hareket” olarak târif etti. Toplumun tüm katmanlarını hareketlendiren bir olay olarak târif etti. “Solcusundan ülkücüsüne…” diye başladı; “sekülerinden muhâfazakârına…” dedi ve Gezi’nin kendisini sâhiplendiğini, bunun çok ciddî bir meydan okuyuş olduğunu söyledi ve ta Osmanlı’ya kadar gitti. O dönemin meşhur sloganı, “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet”i tekrarladı. Bu çıkış birçok açıdan anlamlı. Birincisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün yaptığı, “Ben kavga yürütüyorum. Benimle berâber olanlar olsun!” çıkışına, “Ben de sizinle berâberim!” dedi, o da kavgaya dâhil oldu — bunu özellikle vurgulamak lâzım.
Millet İttifakı’nın iki önde gelen partisi bayağı birlikte gidiyorlar. Aday ne olur? Şu olur, bu olur, onlar ayrı. Ama birlikte bir kavga yürüttüklerini tescillemiş oldular. Bir diğer yön, Gezi gibi bir olaya, Türk sağının içinden gelen, kökünden gelen, onunla özdeşleşmiş bir ismin ve her ne kadar son dönemde farklı kesimlerden katılanlar olsa da sağcı bir parti olduğu düşünülen İYİ Parti’nin bu kadar açık, net ve tereddütsüz sâhip çıkmasının da çok ciddî bir kırılma olduğu kanısındayım.
Şöyle bir yaklaşım hep var: Bu tür sokak hareketleri, eylemler vs. Türkiye’de büyük ölçüde sola atfedilir; sağda ise bunlar devlete karşı tehditler olarak görülür ve devletin yanında yer alınır. Böyle bir gelenek var, böyle bir okuma var ve yaşananlar da büyük ölçüde böyleydi. Ama burada Gezi konusunda bir ölçüde bu kırılmıştı. Tam anlamıyla değil, ama bir ölçüde kırılmıştı. Meral Akşener’in bu açık ve net duruşu bu süreci tamamladı. Sonuçta Gezi’yi Meral Akşener devlete karşı bir olay olarak değil, tam tersine devletin kurtarılmasına yönelik bir olay olarak târif etti. Yine sağdan bir bakış belki; ama burada istibdâta karşı bir hareket olarak târif etti ve sağdan buna sâhip çıktı — sağın sloganlarıyla, tâbirleriyle sâhip çıktı. Bu da bizi ilginç bir yere getirdi. Artık çalıyı dolanmak dendiği şekliyle, “Ya, aslında Gezi’de kötü şeyler de oldu, ama yargılamada çok haksızlık yapıldı. Bu kişilerin Gezi’yle alâkası yok ki zâten” gibi açıklamalar yaparak Erdoğan’la mücâdele edilemeyeceğini ve buna sâhip çıkmak gerektiğini açık bir şekilde söylemiş oldu.
Bunun gerçekten önemli bir eşik olduğunu ve Meral Akşener’in kendinden çok emin bir şekilde bu eşikten atladığını görüyorum. Partisindeki herkesin bunu cân u gönülden alkışlayıp alkışlamadığına emin değilim, ama Meral Akşener’de ve partisinde yeni bir şey gören, kimisi MHP’den kimisi başka partilerden kopmuş, kimisi de belki ilk kez siyâset yapan insanlar için Meral Akşener’in bu çıkışının gerçekten anlamı olduğu kanısındayım. Bu çıkış aynı zamanda Meral Akşener’in merkez-sağ iddiasını da güçlü bir şekilde sürdürebilmesine bence imkân verecek.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
15.05.2022 “Muhalefet ne kadar güçlü olursa Erdoğan’ın kazanma şansı daha da artar” mı sahiden?
12.05.2022 Hızlı ve Kısa Yorum (18): Canan Kaftancıoğlu’na siyâsî yasak: Erdoğan’ın bükemediği bileği yargı kırabilecek mi?
11.05.2022 Adını Koyalım (53): Muhalefet seçmeninin kaygı ve beklentileri
09.05.2022 Hızlı ve kısa yorum (16): Ümit Özdağ’ın uyarısı yerinde mi? Sığınmacılar üzerinden yeni bir provokasyon dalgasının eşiğinde miyiz?
08.05.2022 Vız gelip tırıs gitmeye aday bir yazı: Durduk yere nasıl kriz çıkarılır? Çıkartılan kriz nasıl yönetilemez?
08.05.2022 Süleyman Soylu'nun Ümit Özdağ'a kurduğu tuzak
06.05.2022 Hızlı ve Kısa Yorum (15): Düellonun en büyük kaybedeni Süleyman Soylu
06.05.2022 Kemal Can ve Ruşen Çakır ile Haftaya Bakış (113): Özdağ-Soylu düellosu, İmamoğlu'nun Karadeniz gezisi ve tartışma yaratan fotoğraf, Deniz'lerin idamının 50. yılı
05.05.2022 Sığınmacı sorununun gündeme damga vurması Erdoğan’ın işine mi yarıyor?
05.05.2022 Hızlı ve Kısa Yorum (14): Kılıçdaroğlu’nun sert mücâdelesi
15.05.2022 “Muhalefet ne kadar güçlü olursa Erdoğan’ın kazanma şansı daha da artar” mı sahiden?
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
17.08.2021 Y a-t-il un avenir pour l’Afghanistan? Entretien avec Olivier Roy
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı