19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti?

19.03.2026 medyascope.tv

19 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bugün 19 Mart'ın 1. yılı. 365 gün geçmiş ve çok hızlı geçti ama çok yoğun geçti, çok sert geçti ve bir yıllık bilançoyu çıkartmak istediğimizde ki bunu çok kişi ayrı ayrı yapıyor. Ben kendi şahsıma bu sürecin yediği bütün darbelere rağmen, bütün kayıplarına rağmen, yani nedir; çok sayıda belediye başkanı içeri atıldı, tutuklandı. Kimileri kısa bir süre kaldı, çok azı ama büyük bir kısmı hâlâ hapiste yatıyor Cumhuriyet Halk Partisi'nin. Bazı belediye başkanları iktidar tarafından devşirildi. Aydın başta olmak üzere, Keçiören gibi. Ve sonuçta CHP o 31 Mart 2024 seçimlerinde elde ettiği başarı nedeniyle çok ciddi bir şekilde iktidar tarafından cezalandırıldı. Daha doğrusu cezalandırılmak istendi. Tabii ki burada esas hedef Ekrem İmamoğlu. Eğer Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı iddiası olmasa ve aday olma durumunda kazanma ihtimali çok yüksek olmasa bütün bunlar yaşanmayabilirdi ya da çok sınırlı kalabilirdi. Burada çok acımasız birtakım süreçlerin işlediğini gördük. Mahkeme başlayınca da anladık ki, zaten iddianame de bunu bize gösterdi, kalın ama içi boş bir iddianame ve yargılamalar da başladığında gördük ki böyle burada çok da bir şey yok. Şu ana kadarki yapılanlar, itirafçılar ya da etkin pişmanlıktan yararlananların söylediklerinin büyük bir kısmının doğrudan tanıklık değil dolaylı aktarımlar olduğunu daha ilk günlerden görmeye başladık. Halbuki şöyle düşünmüştü herhalde mahkeme heyeti: ‘‘Bu etkin pişmanları öne çıkartalım. Onların anlattıklarıyla CHP üzerine bir kötü imaj oluşsun.’’ Ama böyle bir şey olmadı. Hatta tam tersi oldu.
Burada tabii çok önemli bir husus, başından itibaren bunu söylüyoruz, çok önemli bir husus: Cumhuriyet Halk Partisi'nin silkinmesi. Yıkılmaya çalışıldı ama tam tersi bir etki yarattı. Sadece belediyelere operasyonlar değil, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem İstanbul'da hem de Türkiye genelinde kurultaylarına yönelik davalar, atanan kayyumlar, atanmak istenen kayyumlar, bütün bunlarla geçti. CHP bu alana sıkıştırılmak istendi. Yani mahkemelerle kendini savunmak üzerine sıkıştırılmak istendi. Ama CHP toplumsal muhalefetle buluşarak özellikle ilk dönemde bu tuzağa düşmedi. Bunu özellikle vurgulamak lazım. Bir diğer husus da şuydu. İktidar tarafından örtülü bir şekilde CHP'ye ve CHP'nin bu süre içerisinde mucizevi bir performans gösteren Genel Başkanı Özgür Özel'e "Bırakın onları — yani cezaevindekileri — işinize bakın. Gelin Ankara'da siyaset yapın." çağrıları, kimi zaman açık açık da yapıldı, cevap bulmadı. Ekrem İmamoğlu'nun adaylığında ısrar etmemeleri baskıları da cevap bulmadı. Bütün bunlar baktığımızda bir yılın esas olarak CHP'nin işine yaradığını bize gösteriyor ve kamuoyu araştırmaları bu bir yıl boyunca inişli çıkışlı olmakla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'ni genellikle birinci sırada gösteriyor. Ama şunu da vurgulamak lazım; AKP ile aralarında çok büyük farklar da gözükmüyor. Bunu özellikle vurgulamak lazım. Ama onun dışındaki partilerle arayı çok açmış durumdalar. İki parti olarak gidiyorlar. CHP'nin bu performansının sürdürülebilir olup olmadığı çok merak edildi. Zamanla tabii ki birtakım dinamizmler düştü. Bu arada çözüm süreci tartışmaları ve en son yeni yaşamaya başladığımız İran Savaşı gibi olaylar CHP'nin daha az ilgi görmesine yol açtı.
Biz Medyascope'ta her şeyimizi dijital olarak yapıyoruz. Her şeyimiz ölçülüyor. Ve şunu net bir şekilde söyleyebilirim: İlk başlarda izleyicinin CHP konusuna gösterdiği ilgide bir azalma var. Yok olma yok ama azalma var. Bu tabii ki anlık birtakım olaylarda değişebiliyor. Tekrar çıkış olabiliyor ama bir yerden sonra sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi'nin hep aynı alanda bir şeyler yapmak zorunda kalması, arada yeni program, yeni yüzler konusunda birtakım çabalar içerisine girmesi ama bunları tam duyuramaması CHP'nin bu süreçteki en büyük sorunu oldu. Yani 19 Mart sürecini aşma konusunda zorluklar yaşadı. Bu arada şunu özellikle vurgulamak lazım. Cumhuriyet Halk Partisi çözüm süreci konusunda çok kritik bir karar aldı. Komisyona girdi ama İmralı'ya temsilci yollamadı. Girmesine yönelik de eleştiriler ve destekler oldu, İmralı'ya temsilci yollamaması ile ilgili de eleştiri ve destekler oldu. Bunlar tartışmalı konular ama bakıldığı zaman Cumhuriyet Halk Partisi'nin sürecin dışında kalmadığını görüyoruz. Hatta İstanbul'da bir günlük toplantıyla Kürt sorununu da çok sayıda tartışmacıyla masaya yatırdı Cumhuriyet Halk Partisi. Öte yandan iktidara baktığımız zaman Erdoğan için 19 Mart büyük bir başarısızlık. Umduğu hiçbir şeyi bulamadı. CHP teslim olmadı. CHP bölünmedi. CHP içerisinde kazan kaldıranlar olmadı. Kazan kaldırılması için kendilerine yatırım yapılan birtakım siyasetçiler, gazeteciler falan oldu. Ama bunların etkisi çok hızlı bir şekilde söndü.
Mesela soruyorum size. Gürsel Tekin ne yapıyor? Ben geçen sordum. Hâlâ gidip CHP İstanbul binasında o arkadaşlarıyla çay içmeye devam ediyormuş. Nerede Gürsel Tekin? Ama ilk gün hatırlayın, polis desteğiyle oraya girdi ve birtakım CHP'liler de ‘‘Ne oluyor?’’ dedi. Birazcık paniklediler ama pekâlâ bunu bertaraf etti. Ya da Kılıçdaroğlu'nun bir şekilde örtük bir şekilde yer aldığı bu mutlak butlan davası. Çok kişi, ‘‘Olacak. CHP'ye kayyum atanacak.’’ dedi. Olmadı, olamadı. Bütün bunlar aslında Erdoğan'ın düşündüğü şeyleri yapamadığını bize gösteriyor. Mesela daha ilk günden İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne de kayyum atama hesabı vardı. Bu kent uzlaşısı soruşturmasına onun için Ekrem İmamoğlu konuldu ve Ekrem İmamoğlu hakkında orada önce verilen tutuklama kararı sonra tahliyeye çevrildi ve bu sayede İstanbul Büyükşehir'e kayyum atanamadı. Ama buna karşılık Esenyurt'a ve Şişli'ye kayyum atanabildi. Daha ilk günlerde CHP'ye kayyum sözü söyleniyordu ama onu da yapamadı. Bunu niye yapamıyor? Çünkü bir, CHP beklemediği kadar güçlü bir tepki verdi. Buna toplum beklemediği kadar destek verdi ve bütün bu süreç içerisinde bütün bu büyük hamleler ekonomiyi çok olumsuz etkiledi. Zaten kırılgan bir ekonomi var ve dolayısıyla orada frene basmak zorunda kaldı Erdoğan birçok kez. Bunu gidermek için sürekli dalga dalga operasyonlar yaptılar, yaptılar, yaptılar ama ondan sonra da dalgaları kimse umursamaz oldu. Kaç dalga olduysa... En son kim tutuklandı? Mesela şimdi Kuşadası Belediye Başkanı tutuklandı. Niçin tutuklandı? Kendisinin iddiasına göre AKP'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu istediği için; böyle şey olur mu demeyin. Türkiye'de işler böyle yürüyor.
Şu haliyle baktığımız zaman bu bir yıl büyük ölçüde CHP'nin hanesine artı olarak yazdı. Fakat burada bir notu düşmek lazım: CHP'ye bu süreçte iktidarda olmayan partilerden çok az destek geldi. Muhalefet demiyorum dikkat edin, iktidarda olmayan partilerden çok az destek geldi. İlk günler kısmen, sonra iyice azaldı. Bunu da bir yere özellikle not etmek lazım. CHP'nin bir anlamda muhalefet içerisinde yalnızlaşması ama bu bir yerde de Altılı Masa deneyimiyle bu tür cephelerden artık ürken, hoşlanmayan insanlar için belki de iyi bir şey oldu. Evet, bir yıl çok zordu. Şimdi mahkeme, esas olarak ona bakacağız. Mahkeme de inişli çıkışlı bir şekilde ve gergin oluyor. Bazen sakin geçiyor ama çok uzun sürecek. Bunu da göreceğiz. Ve bütün bu süreç içerisinde en çok tabii ki mahkeme deyince Ekrem İmamoğlu. Mesela dün yine söz aldı. Uzun uzun bir şeyler söyledi. Mahkemedeki birtakım kısıtlamaları eleştirdi. Ama en çok merak edilen Ekrem İmamoğlu'nun savunması olacak. Herhalde günlerce sürecek ve o zaman daha da bir netleşecek birtakım hususlar. Evet, özetle 19 Mart her ne kadar belli bir süre sonra yakın zamanda biraz tempo kaybedilmiş olsa da bence Erdoğan'ın kaybettiği, esas olarak CHP'nin ve bu bağlamda Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı bir süreç oldu. Ama tabii ki birçok kişinin bir yıldır içeride olmaları onlar için, onların yakınları için çok ağır; bunu görmek lazım. Ama şu haliyle baktığımız zaman, ben iki kere gittim duruşmalara, orada tutuklu sanıkların itirafçı olmayanlarının bayağı zinde olduğunu gördüm ve Ekrem İmamoğlu'nun etrafında buluştuklarını gördüm.
Neyse, bugünün ithafına gelelim. Çok geç kaldım. Olsun. Her işte bir hayır vardır. Çok muazzam bir şarkıcı ama kitap da yazıyor, senaryo da yazıyor, oyunculuk da yapmış ama esas olarak şarkıcı, rock yıldızı Nick Cave. 70'ine yaklaştı. Avustralyalı ama belli bir tarihte Avustralya'yı terk edip İngiltere, Brezilya değişik yerlerde yaşamış ama uzun bir süredir İngiltere'de Brighton'da yaşamış. Ama başına çok acı bir olay geldi. İkiz oğullarından Arthur 2015'te Temmuz ayında bir tepeden düştü ve hayatını kaybetti. Bunun üzerine aile Londra'ya geçti, o acıyı orada daha fazla yaşamamak için. Nick Cave'i geç keşfettim ve çok dinledim. Bunu bizim Barbaros Devecioğlu'ndan ilk duymuştum. Onun tavsiyesiyle başladım ve hep ona müteşekkirim. Ve bu da 2018, KüçükÇiftlik Park’a geldi, gittim ve sahneye çıktım. Evet, bu benim hayatımdaki en ilginç deneyimlerden birisiydi. Onun gibi bir usta sanatçı. Şurada her yerinden terler akıyor, görüyorsunuz. Orada bir grup izleyiciyle beraber sahneye çıkanlardan birisi de ben olmuştum.
Nick Cave deyince benim aklıma hep PJ Harvey geliyor. PJ Harvey ile bir süre birlikte olmuşlar ve onların birlikte yaptıkları ‘‘Henry Lee’’ idi galiba o şarkı geliyor. Ama Nick Cave esas olarak bana hep, nasıl söyleyeyim, dini birisiymiş gibi, yani uhrevi konularla uğraşan birisiymiş gibi gelir. Zaten doğrudan Hristiyanlığa gönderme yapan çok şarkısı var. Ama anladığım kadarıyla kendisi dinsiz değil ama kiliseye bağlı bir dindar da değil. Fakat onun bu konuyu ele alması, sadece konuyu ele alması değil, onunla ilgili şarkılar yapması değil; genel olarak müziğinde hep böyle — bana öyle geliyor, bilmiyorum başkaları ne düşünür — uhrevi bir yön var. Sahne performansının çok olağanüstü olduğunu gördüm, bizzat gördüm ama benden daha iyi bilenler var. Galiba bu sene yine geliyormuş. Ve onun ‘‘Kötü Tohumlar’’ ‘‘Bad Seeds’’ diye bir topluluğu var. 1984'ten beri onunla beraber yapıyor. Nasıl söyleyeyim, bir marka. Müthiş bir isim. Nick Cave'e buradan saygılarımı ve hayranlığımı bir kere daha dile getirmek istiyorum. Onun bir ilginç özelliği de var. Belli bir tarihten itibaren blog yazıyormuş ve hayranlarının sorularını cevaplandırıyormuş. Orada bazı şeylere baktım gördüm. Çok açık sözlü, net. Ama belli bir siyasi görüşe, bir yere angajmanı olan değil her şeyi sorgulayan değişik birisi. Evet, Nick Cave. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
21.03.2026 Beyaz Toroslu savcı ve “devlette devamlılık esastır”
20.03.2026 Akın Gürlek’in malvarlığı tartışmasında son durum: Kim haklı?
19.03.2026 19 Mart’ın birinci yılı: Kim ne kazandı, ne kaybetti?
18.03.2026 “Varsa bir belgesi gitsin yargıya”
17.03.2026 İBB davası sertleşiyor
16.03.2026 Mehmet Altan ile Türkiye’nin Gidişatı (18): Savaş uzarsa neler olur? | İBB davası ve hukuk
16.03.2026 Ekrem İmamoğlu’nun zorlu sınavı
15.03.2026 Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü
15.03.2026 Diyelim ki Kürt devleti kuruldu…
22.03.2026 Milli Görüş’ten geriye ne kaldı?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı