Sakin olan yine kazanacak

12.03.2023 medyascope.tv

Bizim Kadri Gürsel isabetli bir şekilde ülkemizde en güçlü ideolojinin anti-Erdoğanizm olduğunu söyler. İsabetli diyorum fakat iş seçimlere geldiğinde Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok işine yarayanın rakiplerinin kampanyalarında hiddetli bir anti-Erdoğanizm yapması olduğunu da biliyoruz. Bunun en açık örneği Muharrem İnce’nin 2018’deki kampanyasıydı. Kampanya boyunca “Recep Bey!“ diye seslendiği Erdoğan’ı yerden yere vurduğunu ve böylece en azından ikinci tura kalacağını düşünen İnce seçim gecesi kameraların karşısına çıkamadı ve ertesi gün “Sayın Erdoğan“ın kazandığını kabul etti.
Buradaki sorunu, 30 Mayıs 2018’de yaptığım"Muharrem İnce’nin düşmekte olduğu tuzak” başlıklı yayında (https://medyascope.tv/2018/05/30/muharrem-incenin-dusmekte-oldugu-tuzak/) "muhalefetin muhalefete propagandası” olarak tanımlamıştım. Şöyle ki Erdoğan karşıtlığı (anti-Erdoğanizm) en güçlü akım olabilir ama Erdoğan yanlılığını (Erdoğanizm) da yabana atmamak gerekiyor. Kampanyanızı Erdoğan karşıtlığı üzerine bina ettiğinizde zaten onu sevmeyen ve muhtemelen size oy vermeyi düşünen kitlelerle yetiniyor, oy tercihlerinde Erdoğan’ı sevip sevmeme dışında başka hususları önemseyen kesimlere seslenme şansını kaybediyorsunuz. Buna ek olarak Erdoğan’ı sevmekle birlikte başka seçeneklere de ilgi duyan seçmeni onun yanına itiyorsunuz.

Yerel seçimler zaferinin ardındaki sakinlik
Erdoğan çok uzun bir süredir ileriye yönelik vaatlerde bulunamıyor, pozitif Bişr vizyon üretemiyor, bunun yerine bir yandan her şekilde kutuplaşmayı tırmandırıyor, her seçimi bir “beka" sorunu olarak gösteriyor. Muhalefetin, esas olarak da 14 Mayıs sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kutuplaşma tuzağına düşmemesi, toplumun tüm kesimlerine, özellikle de iktidara yakın seçmene hitap etmeye çalışması, Erdoğan ile hiçbir şekilde polemiğe girmemesi halinde seçimleri rahatlıkla kazanacağını düşünüyorum.
Son yerel seçimler öncesi ve sonrası bu görüşlerimi "Sakin olan kazanıyor” (https://medyascope.tv/2019/04/02/sakin-olan-kazaniyor/) diye özetlemiştim ki öyle oldu. Ekrem İmamoğlu’nun, Mansur Yavaş’ın kampanyalarını hatırlayın: Özellikle “beka" ekseninde haklarında yapılan karalamalara (belediyeleri PKK’lılarla doldurmak vb.) cevap bile vermeye tenezzül etmeden başkan olarak ne yapmak istediklerine odaklandılar ve ayrım gözetmeksizin tüm seçmene gitmeye çalıştılar. İktidar yanlılarının özellikle İmamoğlu’nu kışkırtmak için ellerinden geleni yaptıklarını, onunsa bu girişimleri başarılı bir şekilde savuşturduğunu unutmadık.


“Pozitif" kampanya
14 Mayıs’a doğru iktidarın yapabileceği yegane şey muhalefetin oluşturduğu ittifakı çatırdatmak. Bunun iki ayağı olacak: a) Geçen hafta olduğu gibi İYİ Parti’nin Kılıçdaroğlu’nun adaylığından memnun olmama halini yeni krizlere dönüştürmeye çalışmak; b) HDP’nin Kılıçdaroğlu’nu desteklemesini (ki an itibariyle en yüksek olasılık) milliyetçi duyarlığa sahip muhalefet seçmenin aklını çelmek için kullanmaya çalışmak. Tabii bu noktada esas hedefin İYİ Parti olacağı muhakkak.
Fakat iktidar çevrelerinin bu iki alandaki manevralarını savuşturmak hiç de zor olmayabilir. Millet İttifakı’nın partileri son krizle birlikte birbirlerine ne kadar muhtaç olduklarını gördüler. Masadan kalkmanın herkesin kaybı, masada kalmanınsa herkesin kazancı olduğu seçmen tarafından kendilerine gösterildi.
Artık önlerine bakmaları gerekiyor. Ve yine “sakin” olmaları şart. Muhalefet, iktidar çevrelerinin karalamalarıyla uğraşmak yerine örneğin son iki-üç gündür Kılıçdaroğlu ve Akşener’in yanlarına İmamoğlu ve Yavaş’ı da alarak deprem bölgesindeki vatandaşların dertlerine derman olma çabaları gibi “pozitif" işler yaparsa 14 Mayıs’a çok güçlü girecektir.
HDP üzerinden Millet İttifakı’nı açığa düşürme stratejisine gelecek olursak. Bu yerel seçimlerde hiçbir işe yaramadı, hatta tam tersi oldu, Millet İttifakı adaylarına oy vermekte tereddüt eden HDP seçmenleri de, belki “bağırlarına taş basarak” oylarını iktidarın aleyhine kullandı. Bu sefer de, eğer Millet İttifakı bu yöndeki sataşmaları ciddiye almazsa aynı şeyin tekrarlanacağı kanısındayım.

Sonuçta sakin olan yine kazanacak.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
26.05.2024 Galatasaray Lisesi, Çiçek Pasajı ve tabii ki Cumartesi Anneleri
18.05.2024 Selahattin Demirtaş’tan niçin ödleri kopuyor?
15.05.2024 Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile söyleşi: “Seçimdeki başarının kalıcı olması bize bağlı”
14.05.2024 Yepyeni Türkiye’de siyâsetin geleceği üzerine notlar (5): Bir “milliyetçiler ligi” vardı, nereye kayboldu?
13.05.2024 Prof. Bahadır Erdem ile söyleşi: Neden CHP?
12.05.2024 “Sivil vesayetçiler”in panik ve telaşı
12.05.2024 Yepyeni Türkiye’de siyasetin geleceği üzerine notlar (3): YRP AK Parti’nin yerini alabilir mi?
11.05.2024 Cengiz Çandar ile söyleşi Meclis’te bir yıl: Umulanlar ve bulunanlar
10.05.2024 Haftaya Bakış (213): CHP’de adaylık tartışması - Sinan Ateş davası - Kürt sorunu
05.05.2024 Siyasette yumuşama, ama nasıl ve kimlerle?
26.05.2024 Galatasaray Lisesi, Çiçek Pasajı ve tabii ki Cumartesi Anneleri
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı