Murat Aksoy ile söyleşi: CHP’nin Kürt sorunuyla imtihanı

04.02.2026 medyascope.tv

4 Şubat 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Murat Aksoy’la birlikteyiz. Murat, merhaba.
Murat Aksoy: Merhabalar. Biraz geç kaldım özür dilerim.

Ruşen Çakır: Önemli değil. Şimdi cumartesi günü CHP'nin konferansını izledin ve biraz önce oradan Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı açıklamanın bir bölümünü gösterdik. Ne diyorsun? Ekrem İmamoğlu'nun söyledikleri senin beklentilerini karşıladı mı?
Murat Aksoy: Ben özür dilerim, ben o şeyi kaçırdım. Çünkü şu anda dışarıda olduğum için zor koşullarda bağlandım. Eğer bir özetle kısaca hatırlatabilirsen belki birkaç şey söyleyebilirim.

Ruşen Çakır: Ekrem İmamoğlu’nun cumartesi günü yaptığı Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması, Kürt sorununun bölgesel, yani Kürt sorununu sahiplenen çözüm iradesi ortaya koyan bir şey yaptı, biliyorsun orada. Yapay zekâyla canlandırılmış bir açıklaması. Onu diyorum.
Murat Aksoy: Tamam, tamam. Orada biliyorsunuz Ekrem Bey bu meseleyi böyle üç bağlamda ele aldı. Bir tanesi eşit vatandaşlık, bölgesel kalkınma ve eşitlik. Bu açıdan da aslında Ekrem Bey en başından beri zaten bu Kürt meselesiyle de Kürtlerle de çok yakın bir ilişki kurdu. Belediye başkanıyken de özellikle bölgedeki birtakım, nasıl diyelim, mesela Elâzığ'daki Emniyet Müdürlüğünün yapılması, Maraş'taki Emniyet Müdürlüğünün yapılması, Diyarbakır'da pek çok sosyal yardım meselesinin yapılması konusunda, Tunceli'de okul yapılması konusunda, hatta bölgede yapılan araştırmalarda sen de hâkimsin, Selahattin Demirtaş'tan sonra siyaseten en çok beğenilen, takdir edilen isimdi bu tutuklanmadan önceki yapılan araştırmalarda. Dolayısıyla da Ekrem Bey'in cumartesi günkü yapay zekâyla seslendirilen şeyde de aslında Kürt meselesinin çözülmesi konusunda şu anda iktidarın gösterdiği ya da yaklaşımın tarzından çok daha ileride hem sorunun varlığını kabul eden hem de onun nasıl çözüleceği konusunda bize öneriler de sunan bir açılım yaptı bence Ekrem Bey.

Ruşen Çakır: Peki konferansı nasıl buldun CHP'yi yıllardır yakından takip eden birisi olarak? Birtakım itirazlar, kızgınlıklar da gördük. ‘‘CHP'li yoktu’’ diyenler var. Yok işte ‘‘Atatürk'ün partisi böyle şeylerle mi uğraşıyor?’’ diyenler var. Nasıl değerlendirdin CHP'nin Kürt Konferansı’nı? Adı başkaydı. ‘‘Toplumsal Barış ve Demokrasi’’ydi ama Kürt Konferansı.
Murat Aksoy: Kürt konferansı. Evet. Evet. Ben açıkçası bunun üzerine takip etme imkânın olduysa iki tane yazı yazdım. Bir tanesi artılarla ilgili, bir tanesi de eksilerle ilgiliydi. Ben de artılardan başlayayım. Bir kere konferansın hem içeriği hem de katılımcıları açısından olağanüstü bir çoğulculuk vardı. Bence bu çoğulculuğu bir yere not edelim. Yani dediğim gibi hem konferansın başlıkları dışında konferansta konuşan kültürel kimlikten, siyasi kimlikten gelen insanların çoğulculuğu bence CHP açısından çok değerli ve önemliydi. Çünkü belki de o toplantıya katılan CHP'liler ilk defa tanıştıkları, ilk defa duydukları şeyleri duydular. İkincisi, salonda olan davet edilmiş insanlar. Ben biliyorum ki o davetlilerden %25'i belki hayatlarında ilk defa bir CHP'nin etkinliğine katılmışlardı. Yani bu akademisyen olabilir, yazar olabilir, sivil toplum kuruluşu olabilir vesaire. Bu açıdan bakıldığı zaman aslında Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti'nin 2002 sonrasında kurduğu benim de ona ‘‘taşıyıcı koalisyon’’ dediğim şeyler açısından ilk defa toplumun farklı kesimlerine açılma konusunda büyük bir başarı elde etti. Bunun sürmesi bence çok çok önemli. Fakat gelelim eksi kısmına. Eksi kısmı da şuydu. Yani mesela dediğin gibi bu meseleye ‘‘Kürt sorunu’’ demeden bütün gün aslında Kürt meselesi konuşuldu. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi'nin komisyonda olan yani bu Meclis’teki komisyonda olan 11 üyesinden neredeyse hiçbiri orada yoktu. İkincisi partinin üst düzey yönetiminden katılım çok düşüktü. Milletvekilleri düzeyinde katılım çok düşüktü. İlçe başkanlıkları düzeyinde de katılım çok düşüktü. Dolayısıyla da aslında benim ikinci yazımda ifade ettiğim gibi Türkiye ittifakı kurmak açısından bu toplantı çok amacına o açıdan matuf oldu; ama CHP'nin tırnak içindeki bir önceki sorunu da benim anladığım kadarıyla parti içi ittifakı şu anda tam olarak sağlayamamış durumda. Bence o sağlayamama hali de konferanstaki eksiklikti. Yani bir somut örnek vereyim. Bir önceki akşam bir program vardı mesela, o programa katıldı Türkan Elçi, ama ertesi günkü konferansta yoktu. Ben bunun neden olduğunu toplantıyı düzenleyen arkadaşlarla konuştuğumda bana iki tane gerekçe söylediler. Dört tanesi aynı tarihlerde düzenlenen Avrupa'daki bir toplantıda olduklarını söylediler. Bir kısmının milletvekillerinin ertesi gün Çorum'da yapılacak olan miting hazırlıkları, bir kısmının da işte Özgür Bey'in pazartesi günü başladığı deprem bölgesindeki hazırlıkları yürütmek üzere böyle dağıldıklarını söylediler. Ama ben yine de o yazıda da ifade ettim. Bu toplantının olacağı aşağı yukarı Ocak ayının ilk haftasından itibaren ilan edildi Genel Başkan Özgür Özel tarafından. Tamam, yine birtakım milletvekilleri görevleri gereği farklı yerlerde bulunabilirlerdi ama ben CHP'nin üst düzey katılımının da bu şeyde olmasını açıkçası çok dilerdim. Bu da konferansın eksikliği. Ama bence bu konferansların sürmesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçekten sadece siyasi alanda değil toplumsal alanda da muhalefeti mobilize etme açısından da çok çok önemli. Bu açıdan ama benim için artılar çok daha fazla konferans bağlamında.

Ruşen Çakır: Şunu sormak istiyorum. Suriye krizi yaşanırken Özgür Özel'in yaptığı açıklamalar Kürt kamuoyu tarafından çok takdir edildi. Sen de gözlemişsindir. Aslında çok kritik bir andı ve CHP tabanı içerisinde birçok kişi SDG'nin mevzi kaybetmesinden çok mutlu olurken Özgür Özel bana biraz cesurca çıkışlar yaptı gibi geldi. Ne dersin?
Murat Aksoy: Ben çok katılıyorum gerçekten. Bugün yazdığım bir yazı üzerine bir genel başkan yardımcısı aradı. Onunla uzun uzun sohbet etme imkânı buldum. O da bana şunu söyledi ki ben de katılıyorum; gerçekten bu dönemde Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı olarak CHP için büyük bir şans. Yani o DEM Parti ile olan ilişkiye hiçbir zaman pragmatik olarak bakmadı. Gerektiğinde siyaseten tırnak içinde yanlış bulunabilecek Stockholm Sendromu kavramıyla da eleştirilerini yöneltti. Ama sahiplenmesi gerektiği yerde de hiç böyle pragmatik bir kaygıya düşmeden Kürtleri, siyasi hareketten bağımsız olarak Kürt halkını sahiplenme konusunda bence hiçbir tereddüt göstermedi. Bence bu açıdan çok değerliydi. İfade ettiğin gibi gerçekten bu SDG'nin Suriye'de kaybetmesi CHP'nin içinde ya da CHP'nin tabanında ya da CHP'nin seçmeninde birtakım insanlar için böyle ellerini ovuşturarak belki mutlulukla karşıladıkları bir duygu olabilir. Ama şöyle bir gerçek var ki, uzakta olsalar bile o insanların akrabaları, kardeşleri ya da dünürleri ya da müsahipleri her neyse; onların bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve biz onları üzerek aslında bir taraftan da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan insanlarımızı yani Kürt vatandaşlarımızı da üzmüş oluruz. O yüzden Özgür Özel'in bu çıkışı bence çok çok değerli. Kaldı ki işte dediğim gibi en başında Özgür Özel'in belki de demokratlığı da hem bu konferansların yapılmasında hem bu açıklamaların yapılmasıyla bizim için bir şans. Kaldı ki aslında Özgür Özel'i böyle biraz da siyasetin üstünde tutan da, işte biliyorsunuz rahmetli Ferdi Zeyrek'in cenazesinde mezarına girmesi. Hiç böyle bir lider gibi şey olmaması. Sonra Şehzadeler Belediye Başkanımız için gözyaşları dökebilmesi. Belki de bunlar aslında bizim siyasette hiç görmediğimiz ya da uzun süredir görmediğimiz hasletler olduğu için bu tür şeyleri ben gerçekten CHP için de bir imkân olduğunu görüyorum.

Ruşen Çakır: Peki Murat, son olarak şunu sormak istiyorum. Kürt meselesi Türkiye'nin hâlâ en kırılgan olaylarından birisi ve CHP'nin de aslında bir anlamda yumuşak karnı, her ne kadar eskisi kadar olmasa da. Ama mesela konferansın ardından birileri kalkıp "bu kadar olmaz" diye ses de çıkartmaya başladı. CHP'nin bu çizgisini istikrarlı bir şekilde sürdürmesi halinde birtakım kopmalar bekler misin?
Murat Aksoy: Yok. Belki tabanda oy veren kesimde böyle küçük bir kırılma ya da kopma olabilir ama bence hep şu bir gerçek ki siyasette, siyasette eylem yapan ya da yönetim her zaman, olağanüstü bir değişim falan olmadığı sürece sürdürdüğü politika devam eder ve ona itirazı olan milletvekilleri ya ayrılır ya da başka şeyler yapar. Ama CHP'de parti içinden böyle bir kopmayı ya da kitlesel bir kopmayı açıkçası ben beklemiyorum. Şöyle bir fark var, belki onu bir kere daha ifade etmek lazım Ruşen abi, gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi ve Özgür Özel hâlâ Kürt meselesinin, Kürt sorununun varlığından bahsediyor. Oysa şu anda iktidar blokunun sürdürdüğü terörsüz Türkiye; tam tersine onlar böyle bir sorunun zaten olmadığını söylüyor ve onlar işin sadece negatif barış kısmında yani terör örgütünün silah bırakması kısmında. ‘‘Zaten içeride hiç Kürt sorunu kalmadı’’ diye tarif etti bunu mesela Mehmet Uçum. O açıdan da aslında Özgür Özel'in bu söylemi bence Kürtler için de Türkiye'deki Türkler için de çok çok önemli. Çünkü bir kültürel, bir etnik kimlikten, bir dini kimlikten herhangi bir kişi bile "benim sorunum var" diyorsa devlete düşen o sorunu çözebilmek, siyasetçiye düşen de o sorunu kamusal alana taşıyarak çözülmesi konusunda adım atılmasını sağlayabilmektir. Bence Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel de bu konuda çok önemli bir yerde duruyor. Hem DEM Parti için öyle hem de diğer muhalefet partileri için.

Ruşen Çakır: Evet Murat, çok teşekkürler yayınımıza katıldığın için. Eksik olma. Çok sağ ol.
Murat Aksoy: Ben çok teşekkür ediyorum. Görüşmek dileğiyle.

Ruşen Çakır: Eyvallah.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
08.02.2026 Erdoğan İslamcı mı?
07.02.2026 Mansur Yavaş neden gündemde değil?
06.02.2026 Epstein skandalı ve Noam Chomsky’nin yarattığı hayal kırıklığı
05.02.2026 “Büyük medya” krizdeymiş!
04.02.2026 Murat Aksoy ile söyleşi: CHP’nin Kürt sorunuyla imtihanı
04.02.2026 Çözüm sürecinde sil baştan
04.02.2026 Yüksel Genç ile söyleşi: Suriye’de yaşananlar Kürtlerin çözüm sürecine bakışını nasıl etkiledi?
04.02.2026 Burak Bilgehan Özpek ile söyleşi: Bahçeli ne diyor, Erdoğan ne yapıyor?
03.02.2026 Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
08.02.2026 Öcalan’ın sarsılan liderliğini onarma çabaları
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı