Muhalif bir milletvekili niçin AKP’ye transfer olur?

08.01.2026 medyascope.tv

8 Ocak 2025’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Dün Türkiye'de en ilginç olay, beklenen bir şeydi: AK Parti grubuna üç yeni milletvekili transferi. Birisi Gelecek Partisi’nden ayrılmıştı aylar önce, bağımsız olarak geldi, İsa Mesih Şahin. Bir diğeri kimdi? DEVA Partisi'nden İrfan Karatutlu ve Cumhuriyet Halk Partisi'nden Hasan Ufuk Çakır. Bu, AK Parti'ye ilk milletvekili transferi değil. Seçimden bu yana 14 kişi, 14 milletvekili AK Parti'ye geldiler. İlginç bir döküm var, ona da bir bakalım. En çok gelenler İYİ Parti. İYİ Parti'den Kürşad Zorlu, Ahmet Ersagun Yücel, Seyithan İzsiz, Nebi Hatipoğlu, Mehmet Salim Ensarioğlu, Ünal Karaman, Dursun Ataş; Gelecek Partisi'nden Mustafa Nedim Yamalı, Serap Yazıcı Özbudun, Hasan Ekici ve en son olarak İsa Mesih Şahin; Yeniden Refah Partisi'nden Suat Pamukçu; DEVA'dan İrfan Karatutlu; CHP'den Hasan Ufuk Çakır. Buna karşılık AK Parti'den bir istifa var, bağımsız kalan bir milletvekili var. Bir de Murat Kurum istifa edip bakan oldu, biliyorsunuz. AK Parti bayağı bir milletvekili sayısını arttırdı, 275 milletvekili var.
Şimdi soruya gelelim tekrar: Niçin muhalif bir milletvekili AK Parti'ye, AKP'ye katılır? Bu sorunun cevabını vermek için öncelikle dünün transferlerinden en ilgincine, CHP Mersin milletvekiliyken disipline sevk edilince istifa eden ve sonra da AK Parti'ye katılan Hasan Ufuk Çakır'a bir bakalım neler demiş, bir dinleyelim.

Hasan Ufuk Çakır: ‘‘Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli dava arkadaşlarım, aziz milletimiz. Ben Hasan Ufuk Çakır. İftiraya uğramış, haksızlığa maruz kalmış ama başını öne eğmemiş bir insanım. Makamlar geçicidir; onur, haysiyet, şeref kalıcıdır. Kolay olan susmaktı, zor olan dik durmaktı. Ben zoru seçtim. Çünkü bu millet yalanın değil hakikatin, eğilmenin değil direnmenin yanındadır. Bugün buradayım. Hesapla değil inançla, korkuyla değil cesaretle, geçmişe sığınarak değil millete yaslanarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye'nin yüzyılına yürüyüşünde hak için, millet için, devlet için dimdik durmaya geldim. Rabbim utandırmasın. Milletimiz var olsun. Evet, evet. Bir şey daha diyeceğim. Yörük çocukları bir yanında durun bakalım. İki başkomutan var. Biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, biri de Türkiye Cumhuriyeti'nin ordularının Başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan. Ben de selam duyuyorum kendisine, selam duruyorum. Selam!’’

Evet. Soru ne? Niçin muhalif bir milletvekili AK Parti'ye transfer olur? Şimdi bu sorunun cevabını Hasan Ufuk Çakır şöyle veriyor: "Ben zaten muhalif falan değilim, ben zaten AKP'liyim." Ama CHP'den seçilmiş. Olur öyle yanlışlıklar diyelim. Çok ilginçti, gerçekten tarihe geçecek bir konuşmaydı. Bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilinin başına ne düştüyse, nasıl olduysa bir şekilde inanç, devlet, millet ve Atatürk'le Recep Tayyip Erdoğan'ı birlikte anıp selam çakması... Bu gerçekten en uç bir örnek olarak karşımızda duruyor. Orada ne olmuştu? Bu bir iktidar yanlısı kanala çıkıp CHP'yi suçlamıştı. Kılıçdaroğlu'na yakın milletvekili olarak görülüyordu. Sonra disipline verildi ve istifa etti gitti. Belli ki artık CHP'de bir ömrü olmadığını düşünmüş ve AK Parti'ye gelmiş. Ve AK Parti'ye geldiğinde de bayağı bir şekilde gemileri çok kötü yakmış ve bir AKP'li, sıradan oradaki milletvekillerinden birisini çıkartsanız o konuşmayı yapmaz, yapamaz. Yani zaten uzun bir bölümünü kâğıttan okudu, hazırlıklı gelmiş, çok heyecanlıydı.
Bir diğeri İsa Mesih Şahin; Gelecek Partisi, eski AKP'li, Gelecek Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığından milletvekili oldu, grup başkanvekili oldu. Sonra Selim Temurci ile beraber ayrıldılar ve birkaç ay sonra İsa Mesih Şahin de ne diye geldi? "Yuvama ve aileme döndüm." diye geldi. Yani o bir ara vermiş, diyor ki: "Ben zamanında Erdoğan'ı, AK Parti'yi eleştirmiş olabilirim ama onlar önemli değildi, yanlıştı." Ayrılma gerekçesini, Gelecek Partisi'nden ayrılma gerekçesini Gelecek Partisi'nin vadettiklerini gerçekleştirememek olarak söylemişti. Ve şimdi de gördük ki o da öncelikle diyor ki: "Ben muhalif falan değilim, kısa bir ara vermiştim." Benzer bir şekilde DEVA Partisi'nden AKP'ye geçen İrfan Karatutlu. Burada yalnız ilginç bir husus var, DEVA Partisi'nin 15 milletvekilinden CHP'ye geçen oldu, ayrılıp bağımsız kalmak isteyen oldu ama AK Parti'ye geçen ilk isim İrfan Karatutlu. O da "Devir Cumhurbaşkanımızın yanında olma devridir." dedi. O da aslında kaldığı yere döndüğünü söylüyor.
Şimdi Gelecek ve DEVA Partisi söz konusu olduğu zaman yuvaya dönüş gibi bir şey olabilir. İYİ Parti'den geçiş olduğu zaman bambaşka bir şey var. İYİ Parti çünkü belli bir yerde bir çıkış yakalayıp bir yerde düşüşe geçti özellikle seçim sonrasında Meral Akşener'in ayrılmasıyla birlikte ve orada birçok kişi İYİ Parti'den AK Parti'ye kapağı attı. CHP'ye gelenler de oldu, haksızlık yapmayalım. O İYİ Parti'nin düşüşü ile ilgili bir şeydi ve bu kişilerin gözünde AK Parti ile İYİ Parti arasında aslında çok da bir fark yoktu, onu özellikle vurgulamak lazım. Bir diğer husus da İYİ Parti'den AK Parti'ye geçen isimlerin bazılarının İYİ Parti'de seçilecek yere milletvekili adayı gösterilmeleri parti örgütlerinin tepkisini çekmişti. Bir anlamda paraşütle inmişlerdi, hatta birtakım para muhabbetleri de yapıldı ve onlar geçtiler. Çünkü İYİ Parti öyle yatırım yapılacak bir yer olmaktan çıkmıştı. Ne olmuştu o zaman? İYİ Parti seçimde kazanacak ya da seçimde seçilecek ve İYİ Parti'nin desteklediği Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı olacak ve İYİ Parti'nin önü iyice açılacak. Kılıçdaroğlu seçilemeyince İYİ Parti birçokları için kapandı.
CHP'den geçiş olayı apayrı bir olay. Demin zaten kendisinden bahsettik. Ama burada şöyle bir soru var: CHP yükselişte deniyor, AKP'nin oyları düşüyor deniyor, AKP artı MHP'nin tek başına iktidarı tekrar kazanması mümkün gözükmüyor. Bütün bunlara rağmen niye AK Parti'ye insanlar geçiyorlar? Burada birçok husus var, birçok husus var ama en önemli husus iktidardan pay alma. Ne kadar sürerse o kadar kârdır. Kaç yıl daha sürer bilmiyorlar ama sonuçta kısa süreli de olsa iktidarın nimetlerinden yararlanma. Diğer seçenek mesela Gelecek Partisi’nde, DEVA Partisi’nde olduğunuz zaman hiçbir getirisi yok. Bu partilerin bir dahaki seçime katılıp katılmayacağı belli değil, nasıl katılacağı belli değil; bir daha milletvekili seçilme imkânı yok gibi. Dolayısıyla burada birçoklarının önünde iki seçenek oluyor: Ya CHP ya AK Parti. Ve tabii burada AK Parti'yi tercih edenler daha çok sağ hareketlerden gelen, sağ çizgiye yakın olanlar oluyor. Daha merkezde olanların bazıları, özellikle DEVA Partisi'nden ve İYİ Parti'den merkezde, merkez sola yakın gibi duranlar CHP'ye geçtiler. Yani bu bir şekilde batan gemiyi terk etmek, batan gemileri terk etmek olayı olarak yaşanıyor.
Ve burada tabii bir diğer husus şu: Kapının açık olması. Erdoğan kapıyı açıyor. Bütün isimlerin hepsi teker teker transferden bir iki gün önce Erdoğan'la baş başa görüştüklerini söylüyorlar. Bir şekilde Erdoğan'la bir pazarlık var ya da Erdoğan'a bir biat etme var, bağlı olmak var, ona bağlılık göstermek var. Ama orada Erdoğan istemezse bu iş olmuyor, onu bilelim. Mesela Selim Temurci için hep denir ki, ‘‘Parti teşkilatı ve Erdoğan ailesinden bazı isimler geçmişteki bazı hareketleri, sözleri yüzünden Temurci'yi istemiyor, onun için giremiyor’’ diyorlar. Sonuçta bu batan gemilerden gidenler hâlâ denizde yüzer gibi gözüken iktidar gemisine biniyorlar. Mesela MHP'ye geçen olmuyor ama Ünal Karaman mesela MHP'ye geçmedi, MHP ona daha uygun olurdu, AKP'ye geçti. Dolayısıyla burada bir şey var. Ama buradaki soru şu: Erdoğan'ın gemisi, AKP gemisi ne kadar yüzecek?
Burada tabii bu milletvekillerinin AKP'ye geçmesinde muhalefetin Türkiye'deki durumu da çok etkili. CHP tamam, anketlerde birinci parti gözüküyor ama CHP'nin dışında muhalefet partisi var mı? Bu sorunun cevabı çok zor. Var mı? Soruyorum size. Var mı? Lütfen cevap verin. CHP'nin dışında var mı? Bir diğeri de CHP’nin bütün gayrimemnunlara, siyasette bir gelecek tasavvur etmek isteyenlere yönelik bir cazibesi var mı? Bu da çok önemli bir soru. Benim bildiğim değişik dönemlerde CHP'ye katılmak isteyen bazı isimler CHP tarafından veto edildi şu ya da bu nedenle. Sonra bunlardan bazılarını aldılar, kapıda beklemiyorlar ama hâlâ reddedilmiş olanlar var. Ama şu önemli; insanların aklına niye hâlâ AKP geliyor, bir yere gitmek isteyenlerin? Burada demin bahsettiğimiz Ufuk Çakır — kendisiyle hiçbir akrabalığım yok özellikle söyleyeyim — namustan, şereften vesaireden bahsetti. Yani bunlardan neden bahsetme ihtiyacı hissettiğini zaten orada anladık.
Bu tamamen bir çıkar meselesi, bir geleceğe bakış meselesi. Ama buradaki en önemli soru; şu ya da bu şekilde bazı insanlara, milletvekili olan insanlara AKP'nin hâlâ çekici gelebilmesi. Bir diğer husus da tabii ki şu: Bu milletvekillerinin hemen hemen hepsi, yani bu son dönemde mesela Gelecek'ten, DEVA'dan geçenler CHP seçmeninin oylarıyla geçtiler. Yani bunların hesap verecekleri bir seçmen yok. Bu çok önemli. İYİ Parti'den geçenlerin büyük bir kısmı da paraşütle geldi, onlar da "Ya ben böyle bir şey yaparsam seçmen bana bir daha oy vermez." diyecek durumda değiller. Neyse tarihe geçtiler. AKP bu sayede anayasa değişikliği yapıp bunu referanduma götürme imkânına biraz daha yaklaştı. Tabii ki Meclis’te milletvekili sayısı aritmetik olarak önemli bir olay, onu da tabii ki eklemek lazım.
Peki bugünün ithafı kime? Bir büyük oyuncuya: Nicole Kidman'a. 1967 Hawaii doğumlu imiş ama kendisi Avustralyalı, aynı zamanda Amerikalı. Yani şu anda yaşayan en önemli dünya çapındaki kadın oyuncu diyebiliriz. Onun ‘’Dogville’’ Lars von Trier'in filmindeki rolü ya da ‘‘Batman’’lerdeki rolü ya da ‘‘Saatler’’ (Hours), Virginia Woolf'un ‘‘Mrs. Dalloway’’inden de esinlenerek yapılan o müthiş film. Ama her filminde gerçekten büyük bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Benim hâlâ anlam veremediğim, yani sonradan boşanmış olsa da, Tom Cruise'la neden evlenmiş olduğu. Şu anda bir süredir bir müzisyenle, Keith Urban'la evli. Onda benim gördüğüm bir tür Avrupalı kadın oyuncuları, hatta Fransız kadın oyuncularını andıran bir yönü var. Yalnız bu değil tabii, onun kuşaktaşı bazı isimler var, sırası gelince size burada onlarla ilgili duygularımı da paylaşacağım. Ama o kuşağın isimlerinden ilk olarak siftahı Nicole Kidman'la yapalım. Umarım daha çok filmlerde daha çok göz kamaştırıcı rollerle karşımıza çıkar. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.03.2026 İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu
28.02.2026 Öcalan'dan buraya kadar
27.02.2026 Bir yıl sonra yine İmralı’dan gelecek açıklamayı beklerken
26.02.2026 Siyasi iktidar laik-İslamcı çatışması arzuluyor
23.02.2026 Hafta Başı (71): ABD İran'a saldırırsa... | Ortak rapor ve sürecin devamı
23.02.2026 Prof. Betül Çelik ile söyleşi: Dünya örneklerinden hareketle komisyon raporunun artıları ve eksileri
22.02.2026 Kürt siyasi hareketinin başarısız “süreç” sınavı
22.02.2026 Prof. Yaman Akdeniz ile söyleşi: Siyasi iktidarın sosyal medyayı mutlak denetim arayışları
22.02.2026 Evet, gazetecilik suçtur!
21.02.2026 Yeni dinsel hareketler Türkiye’de niçin etkili olamıyor?
01.03.2026 İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı