İYİ Parti seçimlerde birinci parti olabilir mi?

09.01.2023 medyascope.tv

9 Ocak 2023’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı
Merhaba, iyi günler, iyi haftalar. Dün İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde İYİ Parti’nin 3. İstanbul Olağan Kongresi’ni yerinde izledim. Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı ve bir selâmlama konuşması yaptı. İlginçti; kısaydı ama ilginçti. Ama orada çok sayıda delege, izleyiciler ve partinin önde gelenlerinin hepsinin bir arada olduğu bir faaliyette ve bir gazeteci için bence iyi bir vesîleydi, fırsattı. Fakat muhâbir arkadaşlarımızın dışında, İsmail Saymaz ve ben vardık, başka da pek kimse yoktu. Şu anda görüyorsunuz: Engin Altay’la Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener bayağı eğleniyorlar, bayağı mutlular. Burada birtakım şeyler gözledim. Konuştuğum insanlarla, partinin değişik kademelerinden insanlarla konuştuklarımdan öğrendiğim şeyler de oldu. Tabiî en çok merak edilen husus adaylık meselesi. Anladığım kadarıyla İYİ Parti içerisinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık seçeneğine çok pozitif bakan kimse bulmak mümkün değil. Ama onun ötesinde bir şeyler söylemek istiyorum. Daha önce Akşener’i Anadolu’da –daha çok Anadolu’nun batısında diyelim– esnaf ziyâretlerinde izlemiştim ve oralarda izlediğimde Meral Akşener’in politik konuşmalar yapmadığını, daha çok yolsuzluk üzerine, kayırmacılık üzerine konuştuğunu, siyâsete çok fazla girmediğini, belki de bundan çekindiğini söylemiştim. Ama dünkü toplantıda bambaşka bir Akşener vardı. Çok politik bir Akşener vardı. Hattâ grup toplantılarının da çok ötesinde politik bir Akşener vardı. Siyâset yapan bir Akşener vardı. Bunun belki de benim açımdan yakın dönemdeki mîlâdı, Ekrem İmamoğlu’nun cezâsı ve o akşam Saraçhâne’de, ertesi gün de yine Saraçhane’de söyledikleri, yaptıkları, artık Meral Akşener’in siyâseti doğrudan yapmaya başladığı anlar olarak kayda geçmişti. Dün de bunun zirvesi oldu bence.
Başlığa çıkarttığım soruda ne diyorum? “İYİ Parti birinci parti olabilir mi?” Şimdi bunun bir evveliyâtı var. Daha önce medyada gördüm. Akşener, yanılmıyorsam Muğla’daki kongrede birinci parti olmaktan bahsediyordu. Ben bunu, önümüzdeki seçimden sonra yapılacak seçimdeki bir iddia olarak düşündüm. Çünkü biliyorsunuz Meral Akşener, “Başbakan olacağım” diyor ve tabiî önümüzdeki seçimde başbakan seçilemeyeceği için bir sonraki seçim söz konusu. Muğla’daki konuşmasının da bununla ilgili olduğunu düşündüm. Ama dün baktığımızda, dün dinlediğimizde, bu seçimi kastettiğini gördüm. Bir dinleyelim isterseniz, sonra devam edelim:
Meral Akşener’in 8 Ocak 2023 târihinde partisinin İstanbul İl Başkanlığı 3. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmadan:
“Biz, millet irâdesine el uzatmaktan hoşlanmayız. Biz, millet irâdesini başımızın üstünde sayarız. Biz, milletimizi, seçmenimizi velînîmet sayarız. Onun için de her bir eve, her bir gönüle girerek biz 2023 seçimlerinde birinci parti çıkacağız. Ve tekrar söylüyorum: Hatırlayacağız, hatırlayacağız. Birinci parti olmamızın önemini hatırlatıyorum size. Nayman Ana’nın eşarbı gibi, Nayman Ana’nın tülbenti gibi, Nayman Ana’nın başörtüsü gibi hatırlatıyorum: ‘Hatırla, hatırla!’ Eğer birinci parti çıkmazsak, yarın ne olur hatırla! Birinci parti çıkacağız. Biz, birinci parti çıkacağız. Ondan sonra da elbette, elbette başbakan olacağım.”
Evet, şimdi bu çok iddialı bir çıkış. Olur mu? Olmaz. Yani şu hâliyle bakıldığı zaman, kamuoyu araştırmalarına bakıldığı zaman İYİ Parti üçüncü parti olarak gözüküyor ve HDP’den birkaç puan önde gözüküyor. Bir ara bâzı araştırmalarda CHP’ye sanki yaklaşıyor gibiydi. Ama CHP’ye yaklaşıp yaklaşmaması ayrı bir husus, AKP’yi de geçmesi gerekiyor bu seçimlerde. Bugünden bakıldığında bu imkânsız gözüküyor. Ama bu slogan, bu çıkış bence siyâseten çok isâbetli bir çıkış. Açıkçası, dinler dinlemez bunu hissettim. Zîrâ şöyle bir nokta var: Akşener, daha önce bahsettiğim esnaf ziyâretlerinde ya da yaptığı her faaliyette insanlara, kendini dinleyenlere hep başbakan olmak istediğini söylüyordu ve partililer de, “Başbakan Akşener” diye sloganlar atıyordu, atmaya da devam ediyorlar. Ama ortada acâyip bir durum var. Çünkü önümüzdeki seçimde başbakan seçilmeyecek. Yani önümüzde –artık iyice zaman kısaldı– bir seçim var ve çok hayâtî bir seçim. İYİ Parti için de Meral Akşener için de hayâtî bir seçim ve Meral Akşener bugün meydanlara çıktığında, sokakta esnafla konuştuğunda ya da grup toplantısında, Meclis kürsüsünde konuştuğunda, bir sonraki seçimin hedefinden hareketle “Başbakan Akşener” diye slogan atılıyor ve bu, siyâseten çok sorunlu bir durumdu, yanlış bir durumdu. Bir yandan bu durum var; bir yandan cumhurbaşkanı adayı olmayacağını söyledi ve bunda ısrarlı bir şekilde devam ediyor. Partisinin içerisinden bu karârından vazgeçmesini isteyenlerin sayısı da çok; ama ona rağmen bunu söylüyor. Dolayısıyla bu seçime İYİ Parti ve Akşener nasıl girecek? Tabiî ki öncelikle Altılı Masa’nın saptayacağı adayı seçtirmek için girecek. Ama bu adayın da CHP kökenli birisi olacağı, yani ya Kılıçdaroğlu ya Mansur Yavaş ya Ekrem İmamoğlu olacağı muhakkak. Dolayısıyla bu bir yerde sorun yaratıyor. Partisi için tabiî ki isteyecek; ama partisi, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gölgesinde kalacak. İşte şimdi bu çıkışı, “Birinci parti olacağız!” çıkışı, parti tabanına ve kadrolarına verdiği çok ciddî bir hedef. Gerçekleştirilmesi mümkün gözükmüyor. Ben öyle görmüyorum. Herhalde İYİ Partililer bana bozulacaktır; ama bunun bugün îtibâriyle olması gerçekten mümkün değil. Ama bunu yaparak, bunu söyleyerek, önümüzdeki seçimlerde partisinin bir idealini ortaya koydu. Partisi için bir hedef saptadı ve artık ölçü olacak. Tabiî bu riskli. Neden riskli? Seçim olacak ve İYİ Parti diyelim ki üçüncü parti olacak. O zaman hedefine ulaşamamış olacak. Eğer cumhurbaşkanlığı seçiminde desteklediği aday kazanırsa, o zaman diyecek ki: “Tamam, biz bu hedefimizin ilk etabını gerçekleştirdik. Şimdi birinci parti olacağız” deyip, önümüzdeki seçimde tekrar bu sloganı kullanabilir. O anlamıyla bu yaptığının, birinci parti olma hedefinin gerçekçi olmadığını; ama siyâseten doğru olduğunu söylemek istiyorum.
Bir diğer husus şu: Başta da söyledim; Akşener siyâset yapmaya başladı. İmamoğlu karârıyla berâber bunu çok ciddî bir şekilde gösterdi. Dünkü toplantıda yarım saati aşkın bir konuşma yaptı Akşener. İzlerken göreceksiniz, önünde prompter cihazları var; ama bunlara bakmadı. Zâten öyle bir dolaştı ki sahnede, baksa bile neye bakacak nasıl görecek? Mümkün değil ve öğrendiğim kadarıyla tamâmen irticâlen bir konuşma yaptı. İrticâlen yarım saati aşkın bir konuşma yapan Akşener’in konuşması gerçekten siyâseten çok başarılıydı. Birkaç yerde salon resmen ayağa kalktı, ayakta alkışladılar. Bunlardan birisine bakalım, sonra devam edelim:
Meral Akşener’in 8 Ocak 2023 târihinde partisinin İstanbul İl Başkanlığı 3. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmadan:
“Gençler, hatırlayacaksınız. Neyi hatırlayacaksınız? Kürşat’ı hatırlayacaksınız. Çin Sarayı’nı basar Kürşat. 40 kişidirler. Kovalar Çinliler. Peşlerinde bir ordu. Gelirler Kür Irmağı’na. Bahardır. Karlar erimiştir. Coşkun akar Kür. Bir kaya görür birisi, bir urgan atar. Birer, birer, birer, birer o urgana tutunurlar. Uzar urgan. İnsanlar ve bir subay bakar ki ip kopmak üzere. Tam onbeşinciye seslenir: “Kurtkaya elini çöz”. Kurtkaya elini çözer. 15 kişi kurtulur, 15 kişi şehit olur. İşte Millî Mücâdele budur. Bugün unutturulmaya çalışılan Millî Mücâdele budur. Kurtkaya elini çöz. Çözer Kurtkaya elini. Millî Mücâdele budur. Bugün unutturulmaya çalışılan Millî Mücâdele budur. Her biri kadınıyla erkeğiyle Kurtkaya’dır. Berâberce yapacağız. Berâberce yapacağız. Evet, biz kimiz? Biz, o kutlu mücâdelenin bugünkü temsilcileriyiz. O kutlu mücâdelenin irâde sâhiplerinin bugünkü temsilcileriyiz. Biz milletini çok sevenlerdeniz. O milletin geleceği, bu gençlerin geleceği, o milletin refâhı, milletimizin rahat nefes alabilmesi için her türlü ferâgati, her türlü fedâkârlığı yapmayı bilenlerdeniz.”
Evet, bir başka yerde, yine ayağa kaldırdığı bir yerde –ki bunu izletmeyeceğim; ama orada da ilginç bir şey vardı– Akşener, 12 Eylül döneminde, 80’li yıllarda ülkücülerin –ülkücü adını söylemeden– cezâevlerinde yaşadıkları ya da poliste yaşadıkları işkenceleri anlattı ve o kişilerin yaşadıkları işkencelerden hareketle bugüne getirdi. Burada da iktidârı, “Bugün bize Müslümanlık satanlar, hadi oradan be! Yuh olsun size!” diye yine çok sesini yükselterek konuştu ve yine salonu ayağa kaldırdı. İlginçtir, Akşener ülkücülük göndermesini doğrudan adını vermeden, Milliyetçi Hareket ya da Ülkücü Hareket göndermesini adını vermeden; ama işte Kürşat gibi ya da 12 Eylül’de işkence görenler gibi olaylarla semboller üzerinden sâhip çıkıyor — bir yanıyla bu. Bir diğer yanıyla çok ciddî bir şekilde Atatürk sâhiplenmesi var. Kurtuluş Savaşı, demin gördük; ama onun ötesinde Atatürk, “Atatürk’e saldıranlar” diye söyledikleri var ve bunlara izin vermeyeceğini söylüyor. Bir yanıyla da demokrasi vurgusu var. Bütün bunların hepsini harmanlayarak, milliyetçi sağ omurgalı bir kitle partisi inşâ etme hedefi gibi bir profil çiziyor. Salonda baktığımızda da,, yani oraya gelenlerin içerisinde kılık kıyâfetinden diyeceğim, “Nasıl anlaşılıyor?” diyeceksiniz. En azından erkeklerde ülkücü oldukları bıyıktan anlaşılıyor ya da sohbet ettiğinizde öğreniyorsunuz. Ülkücü hareketten gelen çok sayıda insan var. Ama onun dışında da, daha merkezde yer aldığını anladığımız, konuşmalardan, ettiğimiz sohbetlerden çıkarttığımız çok sayıda kişi var. Bunların içerisinde kadınların sayısı, oran olarak erkekleri geçemiyordu; ama hayli yüksekti. Onu da özellikle vurgulamak istiyorum. İstanbul Kongresi’ne baktığımız zaman, İYİ Parti’nin artık parti olma sürecini büyük ölçüde tamamladığını da gördüm. Ama burada Akşener’in hâlâ çok önemli, belki de en önemli, tek önemli değil ama en önemli figür olduğu da ortada. Meral Akşener olmadığı andan îtibâren, onun bir şekilde devre dışı kalması durumunda geriye İYİ Parti’den ne kalır? Ya da İYİ Parti bir arada kalabilir mi sorusuna cevap vermek epey zor.

Son olarak ittifakla ilgili söylediklerini vurgulamak istiyorum. Akşener’de çok ciddî bir Millet İttifâkı vurgusu ve övgüsü var. Bunu çok ciddî bir sâhiplenme var. Örneğin ne dedi? “31 Mart’ı biz istedik” dedi. “31 Mart’ta CHP’ye birlikte gidelim demek bizim aklımızdır.” Yani 31 Mart dediği, yerel seçimler ve kendilerinin inisiyatif almasıyla yerel seçimlere bir ittifakla gidildiğini ve bu başarıda kendilerinin çok ciddî bir şekilde payı olduğunu özellikle vurguladı. Önümüzdeki döneme ilişkin olarak da Altılı Masa bir yerde geçti, ama yine bir Millet İttifâkı vurgusu vardı. “Millet İttifâkı’nın adayı kazanacak” gibi bir şey söyledi. Bu lapsus, yani bir dil sürçmesi midir? Çünkü irticâlen yapılmış bir konuşma. Ama biliyoruz ki dil sürçmeleri aynı zamanda içten gelen şeyin de telâffuzu. Yani Akşener için Altılı Masa her şeyden önce kendi partisiyle CHP’nin ittifâkı anlamına geliyor ve bu anlamıyla Altılı Masa’ya yaklaşıyor. Ama Altılı Masa aleyhine olabilecek herhangi bir şey söylediğini de görmedim. Dün îtibâriyle baktığımda, öncelikle şunu söyleyeyim: Hâlâ bu tür faaliyetleri, partililerin yaptığı bu tür önemli buluşmaları yerinden gözlemeyi çok önemseyen bir gazeteciyim. Bu anlamda kimilerine dinozor gibi gelebilirim. Ama orada olmak, orada insanlarla konuşmak, orada –çok klişe bir lâf ama– havayı teneffüs etmek başlı başına çok önemli. Daha önce AKP’nin yaptığı “Türkiye Yüzyılı” ve İstanbul’da İl Örgütü’nün statta yaptığı toplantıları da izlediğimde gazetecilik açısından çok istifâde etmiştim. Dünkünde de öyle oldu ve İYİ Parti’nin kaçıncı parti olacağını bilmiyorum; ama orada güçlü bir partiyi ve Meral Akşener’in güçlü bir siyâsetçi olduğunu gördüm. Akşener siyâset yapmaktan kaçınarak kendisine bir şekilde kötülük yapıyordu bence. Ama şimdi siyâset yapmaya başladı. Önümüzdeki dönemde aday kim olursa olsun, eğer Akşener dünkü performansıyla cumhurbaşkanı adayının yanında mitinglerde konuşma yaparsa –diyelim ki İstanbul’da yapılacak olan Altılı Masa adayının mitinginde ya da İzmir’de ya da Diyarbakır’da ya da herhangi bir yerde–, buralardaki mitinglerde her kim aday olacaksa onunla berâber bu performansla halka hitap ederse, seçimlere etkisinin çok önemli olacağı kanısındayım. Bir diğer not da şu: Önümüzdeki günlerde Akşener, Şanlıurfa ve Diyarbakır kongrelerine de gidecekmiş. Bir aksilik olmazsa benim de oraları yerinde izlemeye niyetim var. O zaman çok daha ilginç gözlemler –özellikle Diyarbakır’da– olacağı kanısındayım. Şu hâliyle bakıldığı zaman, başlığa dönecek olursak, birinci parti olması imkânsız; ama birinci parti olma iddiasıyla siyâsette ağırlığını artıran bir İYİ Parti ve Meral Akşener’e dün îtibâriyle tanık olduk. Bugün saat 16.00’da sizlerin de katılımıyla, “HDP seçimlerde ne yapacak?” konusunu tartışacağız. Oraya da canlı yayında sorularınızı, yorumlarınızı ve eleştirilerinizi yazabilirsiniz. Orada sizin de katılımınızla son günlerin en çok gündemde olan konusunu birlikte tartışacağız. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
22.01.2023 Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceği
16.01.2023 Muhâlefet koordinasyon sorununu nasıl aşabilir? Prof. Dr. Evren Balta ile söyleşi
15.01.2023 Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazır mısınız?
13.01.2023 Ruşen Çakır: İslami hareket merkeze taşındı, sıra HDP'de
13.01.2023 Ali Babacan Medyascope’ta: “Eğer Altılı Masa benim ismim üzerinde mutâbık kalırsa, hem rahat seçilirim hem de en iyi şekilde yönetirim”
13.01.2023 Haftaya Bakış (146): Özgür Özel’in trol açıklaması - Altılı Masa’da yetki tartışması - Sinan Ateş sûikastı
11.01.2023 Adını Koyalım (89): Altılı Masa HDP ile neden görüşmüyor?
10.01.2023 Muhalefet seçimlere hazır mı? Özer Sencar ile söyleşi
09.01.2023 İYİ Parti seçimlerde birinci parti olabilir mi?
09.01.2023 Prof. Murat Somer ile Türkiye’de olağanüstü demokratik siyâset mümkün mü? Nasıl?
22.01.2023 Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceği
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
17.08.2021 Y a-t-il un avenir pour l’Afghanistan? Entretien avec Olivier Roy
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı