Bir PR başarısı olarak (IŞ)İD

24.11.2014 Habertürk
Lire en Français | Lesen Deutsch

El Kaide tarihinde 11 Eylül saldırıları, Kenya ve Tanzanya’da Amerikan büyükelçiliklerinin eşzamanlı havaya uçurulması, Yemen’de USS Cole adlı Amerikan destroyerine bombalı saldırı gibi büyük eylemler var. Ayrıca Londra, Madrid, Bali bombalamalarının da bir şekilde El Kaide ile irtibatlı olduğu düşünülüyor. Buna karşılık (IŞ)İD bu tür küresel çapta yankı uyandıran eylemler düzenlemedi. Hatta iyi korunan (ya da korunduğu sanılan) Batılı hedeflere yönelik ciddi bir saldırısı yok. Ama (IŞ)İD El Kaide’den daha fazla biliniyor ve korku salıyor.
Neden? Bu noktada karşımıza PR kavramı, yani İngilizce “public relations” (halkla ilişkiler) tabirinin kısaltması çıkıyor. (IŞ)İD’in, içinden çıkmış olduğu El Kaide’yi hızla sollamasında PR konusundaki mahareti belirleyici önemde. Zira El Kaide genellikle eylemlerinin tek başına yeterli olduğunu, onları fazladan medya yoluyla pazarlamaya gerek olmadığını düşündü. Bu yüzden medyayı, özellikle interneti, propaganda ve PR değil de esas olarak küresel çapta kendi iç haberleşme için kullandı.

MOĞOLLAR GİBİ

(IŞ)İD söz konusu olduğunda tam tersi bir durumla karşılaşıyoruz. (IŞ)İD medyada pazarlamak için özel olarak eylemler düzenliyor veya zaten yapmayı düşündüğü eylemleri medyada daha fazla etki yaratabilecek şekilde tasarlıyor. Özellikle esir aldığı kişilerin infazlarını bu bağlamda düşünebiliriz. Sanki bir Hollywood filmi çekiliyormuş gibi düzenlenmiş sahneler, infazcı ve kurbanlar için özel olarak tasarlanmış kıyafetler ve son derece profesyonel çekimler... Sonuçta sadece bir Amerikalı gazetecinin kafası kesilerek infaz edilmesinin görüntüleri etki anlamında, İkiz Kuleler’in yerle bir edilmesinin görüntülerine yakınlaşabiliyor.
Medyanın (IŞ)İD’in elinde neredeyse “bir kitle imha silahı”na dönüşmüş olduğunu Ağustos ayında Irak Kürdistanı’na gittiğimde gözlemiştim. Herkes (IŞ)İD’i Moğollara benzetiyordu, zira bir yere (IŞ)İD’den önce namı geliyor ve büyük bir korku salıyordu. Bu korkunun nedeni de esas olarak (IŞ)İD’in çok ustaca kotardığı toplu infaz, kafa kesme vb. görüntüleri ve bunların küresel çapta saf insanlar tarafından örgütün “ipliğini pazara çıkarma” iddiasıyla dolaşıma sokulmasıydı.

HEM ÖLÜM HEM YAŞAM VAADİ

El Kaide taraftarlarına esas olarak ölüm, yani “şehadet” vaat ediyor. (IŞ)İD’de de “şehadet” vaadi var, ama yanında “alternatif bir yaşam” fırsatı sunuyor. Bu açıdan baktığımızda tıpkı El Kaide’nin yaptığı gibi intihar eylemlerinin kayıtları, değişik yerlerde ve şekillerde hayatlarını kaybeden savaşçıların görüntüleri (IŞ)İD tarafından medyada dolaşıma sokuluyor. Ama El Kaide’den farklı olarak (IŞ)İD, Irak’ta Musul, Suriye’de Rakka gibi şehirlerde kaydedilmiş gündelik hayat görüntülerini yayarak “İslam devleti” iddiasının sahici olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. İslamcı tabana yönelik bu PR çalışmasının başarılı olduğunu da, dünyanın dört bir yanından ailecek (IŞ)İD’e katılımların olmasından çıkartabiliyoruz.
Son olarak (IŞ)İD’in medyayı dezenformasyon için epey ustalıkla kullanmakta olduğunun da altını çizmek gerekir. Bunun en çarpıcı örneği galiba esir İngiliz gazeteci John Cantlie’ye Kobani’de (IŞ)İD tarafından haber yaptırılmasıdır. Son derece profesyonelce yapılan bu kayıtta İngiliz gazeteci, muhtemelen can korkusuyla ve ikna edici bir dille, kentin büyük kısmının (IŞ)İD’in elinde olduğunu söyledi ve birkaç güne kalmadan kesinlikle düşeceğini söyledi.
O gün bu gündür Kobani düşmedi. Düşeceğe de benzemiyor.
Kısacası, PR bir şeydir, ama her şey değildir.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
12.01.2026 Silivri’deki anahtar olayı ve bir özür
11.01.2026 Halep’te yaşananlar Türkiye’deki çözüm süreci hakkında bize neler öğretti?
10.01.2026 Suriye’de kim terörist, kim değil?
09.01.2026 Halep’teki çatışmalar Türkiye’yi neden çok yakından ilgilendiriyor?
08.01.2026 Muhalif bir milletvekili niçin AKP’ye transfer olur?
07.01.2026 “İç cepheyi tahkim” edelim de kiminle, nasıl yapacağız?
06.01.2026 Maduro’ya üzülmeli miyiz?
05.01.2026 Venezuela'dan sonra sıra nerede? | Ahmet İnsel değerlendiriyor
05.01.2026 Boğaziçi direnmeye devam ediyor hâlâ!
04.01.2026 Venezuela dersleri: “İç cepheyi tahkim”in ciddiyeti ve aciliyeti
12.01.2026 Silivri’deki anahtar olayı ve bir özür
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı